MAHKEMES : SİVAS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2012
NUMARASI : 2010/531-2012/277
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi . raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, tapu iptali ve pay oranında tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden, kat mülkiyeti kurulu çekişme konusu 11 nolu meskenin davalı adına kayıtlı olduğu, davalının taşınmazı dava dışı A. I. i.şahıstan 7.5.1996 tarihinde satın aldığı, çekişme konusu 2801 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ise 12.04.1993 tarihinde imara istinaden miras bırakan Z.K. adına kayıtlı iken 26.09.1994 tarihinde dava dışı E.A. Ö.a satış suretiyle devrettiği, murisin 24.05.2007 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak taraf olarak yeralan oğulları ile kızı M.A.'ın kaldıkları anlaşılmaktadır.
Davacı, miras bırakanın 4 parsel sayılı taşınmazının satışından elde edilen para ile çekişme konusu 11 nolu meskenin alındığını, miras bırakan ya da tüm mirasçılar adına tescili gerekirken, murisin yaşlı olmasından ve diğer mirasçıların uzakta olmalarından istifade eden davalının yalnızca kendi adına tescil ettirdiğini, temlikin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, payı oranında iptal ve tescil istekli eldeki davayı açmıştır.
Davada ileri sürülen iddianın içeriğine ve davalının savunmasına göre yanlar arasındaki uyuşmazlık, murisin gerçekte bedelini bizzat ödeyip, üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla tapu siciline yarar sağlamak istediği kişi (davalı) adına kaydettirmesi halinde, 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulup bulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, 1.4.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı konusu ve sonuç bölümü itibariyle, murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır. Somut olayda olduğu gibi bedeli ödenerek "gizli bağış" şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında anılan Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının doğrudan bağlayıcı olma niteliği yoktur. Bunun yanı sıra, karara, yorum yoluyla gizli bağış iddialarına yönelik olarak uygulama olanağı sağlanamayacağı; Hukuk Genel Kurulunun 30.12.1992 tarihli 586/782 sayılı; 21.9.1994 tarihli 248/538 sayılı ; 21.12.1994 tarihli 667/856 sayılı; 11.10.1995 tarihli 1995/1-608 sayılı kararlarında belirtilmiş; Dairenin yargısal uygulaması bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.
Hal böyle olunca, olayda 01.04.1974 tarih ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı ve davada tenkis isteği de olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.