MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, 910 ada 182 parselde yer alan 3 nolu bağımsız bölüm ile 3259 ada 183 parseldeki 26 nolu bağımsız bölüm mirasbırakanları ...'ya aitken davalının adına tescili sağladığını, oysa ki taşınmazları alacak maddi gücünün olmadığını ileri sürerek pay oranında tapu iptal ve tescil istemişlerdir.
Davalı, taşınmazları bedelini ödeyerek üçüncü kişilerden satın aldığını belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bedeli muris tarafından ödenerek satın alınan taşınmazlar bağış niteliğinde olup muris muvazaasına konu edilemeyeceği, davacıların tenkis de istemedikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, tapu iptali- tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; maddi vakıayı bildirmek taraflara, hukuki nitelemeyi yapıp, en uygun kanun maddesini bulup uygulamak hakime aittir.
Çekişme konusu iki parça taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişilerden satın alındığı murisle ilgisinin olmadığı kayden sabittir.İddianın içeriği ve davalının savunmasına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta, murisin gerçekte bedelini bizzat ödeyip üçüncü kişiden satın aldığı bağımsız bölümleri mirastan mal kaçırmak amacıyla tapu siciline yarar sağlamak istediği kişi(davalı) adına kaydettirmesi halinde 1/4/1974 tarihli ve ½ sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulup bulunmayacağının saptanması noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten de 1/4/1974 tarihli karar, konusu ve sonuç bölüm itibariyle murisin kendi üzerinde kayıtlı tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır. Somut olayda olduğu gibi bedeli ödenerek "gizli bağış" şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında anılan Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının doğrudan bağlayıcı olma niteliği yoktur.
Bunun yanı sıra, karara yorum yoluyla gizli bağış iddialarına yönelik uygulama olanağı sağlanamayacağı Hukuk Genel Kurulu'nun 30/12/1992 tarihli 586/782 sayılı, 21/12/1994 tarihli 667/856 sayılı ve 11/10/1995 tarihli 1995/1-608 sayılı kararlarında da belirtilmiş olup, Dairenin yargısal uygulaması da bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.
Bu durumda tapu iptal ve tescil isteğinin dinlenmesine yasal olanak bulunmadığı gibi tenkis isteği de olmadığı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olduğuna göre, davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 0,90 TL. bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.