MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ, ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden paydaşı oldukları 7 parsel sayılı taşınmazdaki binanın zemin katının davalı tarafından haksız bir şekilde fırın olarak kullanıldığını, muvafakatlarının olmadığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı,davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, elatmanın önlenmesi isteği bakımından keşfen saptanan dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, ondan sonra davaya devam edilmesi gereğine değinilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın davacılar tarafından davalıya devredildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi ...’nın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya İçeriğinden ve toplanan delillerden; kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış arsa vasfında üzerinde zemin + 3 kat ve teras kattan oluşan binanın yeraldığı 7 parsel sayılı taşınmazda taraflar ile birlikte dava dışı birçok kişinin paydaş oldukları zemin katın paydaş davalı tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Davacılar, zemin katın davalı tarafından haksız bir şekilde fırın olarak kullanıldığını, buna muvafakatlarının olmadığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteği ile eldeki davayı açmışlardır.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir.
Bir başka hususta, 4721 s. Türk Medeni Kanunun (TMK) 706, 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 237, Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, "ahde vefa" kuralının yanında TMK'nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terkedildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK'nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince; paylı mülkiyet üzere olan çekişme konusu taşınmazda, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde tüm paydaşları kapsayacak şekilde fiili kullanma biçiminin oluştuğu, binadaki dairelerin davacıların kullanımına bırakıldığı sabittir.
Bu durum karşısında, davacılar sorunu kesin çözüm getiren ortaklığın giderilmesi davası ile çözebileceklerinden, mahkemece davanın reddine dair verilen karar açıklanan gerekçeyle sonucu itibariyle doğrudur.
Davacıların temyiz itirazları yerinde değildir. Reddiyle, açıklanan gerekçeyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 0.90.-TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 30.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy