MAHKEMESİ: AKÇADAĞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/10/2012
NUMARASI: 2010/101-2012/195
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu .. parsel sayılı taşınmazı davalının haksız kullandığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazı davacının bayiinden haricen satın aldığını, 2004 yılından beri taşınmazı kullandığını, fuzuli şagil olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, birleşen davasında; 105 parsel sayılı taşınmazı 07.10.2004 tarihli sözleşme ile önceki malikinden haricen satın aldığını, mevcut muhtesatların bakımını ve tamirini yapıp, yeni ağaçlar diktiğini ileri sürerek 7.500,00 TL muhtesat bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın tapuda davacı İsmail adına kayıtlı olduğu, davalı Hüseyin’in taşınmazı önceki malikinden haricen satın alıp, o tarihten beri kullandığı, ancak malik sıfatını kazanamadığı, tapuya güven ilkesi gereğince davacı İsmail’in tazminat sorumluluğunun doğmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı (birleşen davanın davacısı) tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine, birleşen dava ise, muhtesat bedelinin tahsili isteğine ilişkin olup, mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, davalının haklı ve geçerli bir neden olmaksızın taşınmazı kullandığı, davalının harici satın almadan kaynaklanan bir hakkı varsa bunu yeri haricen satın aldığı kişiye karşı yöneltebileceği gözetilerek yazılı olduğu şekilde asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının bu hususlara yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, elatmanın önlenmesine ilişkin asıl davada verilen hüküm mevcut haliyle infazda tereddüde yol açacak şekilde olup, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesine aykırı ise de, anılan bu yanılgı yeniden yargılama yapılmasını gerekli kılmadığından; hükmün 1. bendinde yer alan; “ 2010/101 sayılı dosyadaki men-i müdahale ve yerin boşaltılması davasının kabulüne” cümlesinin çıkarılmasına, yerine “ 2010/101 esas sayılı asıl davada, davalının 105 parsel sayılı taşınmaza elatmasının önlenmesine ve yerin boşaltılması hakkındaki davanın kabulüne” cümlesinin yazılmasına, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.4.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy