MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ, TESCİL VE TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakan ...'nin 984 ada 70 parsel sayılı taşınmazdaki 10 nolu bağımsız bölümü yeğeni olan davalıya satış suretiyle,bozma kararı sonrası birleşen davada ise yine ortak miras bırakanları ... ve ...'nin 2740 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını davalıya ölünceye kadar bakma akdiyle devrettiklerini, davalının 15 parsel sayılı taşınmazı 3. kişiye temlik ettiğini, tüm işlemlerin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek, payları oranında iptal, tescil ve bedelin tazmini olmazsa tenkis isteminde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece “.... ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/466 esas sayılı dava dosyası ile eldeki davanın HUMK'nun 45. maddesi gereğince birleştirilmesi, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi, miras bırakanın temliklerdeki gerçek amacının kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir” gerekçesiyle bozulmuş olup, Mahkemece bozmaya uyularak her iki dava dosyası birleştirilerek, asıl davanın kabulüne; birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 18.03.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat ... ile diğer temyiz edenler vekili Avukat ... geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; tarafların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden taraf vekilleri için 1.100.-TL. duruşma avukatlık parasının karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, aşağıda yazılı 25.20.-TL onama harcının temyiz eden davacılardan ve aşağıda yazılı 6.438.60.-TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 18.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
-KARŞI OY-
1-Asıl davanın "mirasbırakan ...'ın davalıya dava konusu 10 nolu bağımsız bölümü 3.4.1996 tarihinde satış yoluyla temlikinin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla bedelsiz ve muvazaalı olduğu kanıtlandığı" gerekçesiyle kabulü ile hükmün bu yönünün onanmasına iştirak ediyoruz.
2-Birleştirilen davanın reddine dair davacıların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Muris ... ile kardeşi ... 13.2.1978 tarihinde ½'şer paylı malik oldukları ...daki 13 m² miktarlı 3 dükkanın tamamını ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya temlik etmişlerdir. ... yani davalının annesi 25.03.1985 tarihinde, ... yani davalının teyzesi 2.1.2005 tarihinde ölmüşlerdir. Mirasbırakanlar aynı apartmanda ayrı ayrı dairelerde yaşamışlardır. Satış ve ölünceye kadar bakma akdine konu temlikler ayrı davaların konusu olmuşlar ancak Dairece "mirasbırakanın gerçek amacının ortaya çıkarılması açısından davaların birleştirilmesi" gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Dolayısıyla temlikler birlikte değerlendirilmelidir.
Davalı 17.11.2009 tarihli cevap dilekçesinde ölünceye kadar bakma akdinin mirasta denkleştirmeyi amaçladığını, Kapalıçarşıdaki 3 adet dükkanın birleştirilerek bağış suretiyle ferağ verildiğini savunmuş, aşamalarda da ölünceye kadar bakma akdinden ziyade denkleştirme amaçlı bağış olduğunu bildirmiştir. Yine aynı tarihte davalının anne ve teyzesi ile aynı apatmanda oturan İtalyan uyruklu bir hanım ile de ölünceye kadar bakma akdi yaptığı davalının kabulündedir. Davalının aynı anda 3 kişi ile ölünceye kadar bakma akdi yapması hayatın olağan akışına uygun değildir. Mirasbırakanların taşınmazlardaki paylarının gelirleri ile kendilerine baktırmaları mümkün iken, paylarını aslında bağışladıkları halde ölünceye kadar bakma akdi ile devretmiş gibi göstererek temlik ettikleri anlaşılmaktadır. Mirasbırakanların başka malvarlıklarıda yoktur. Olayların akışı gözönünde tutulduğunda birleştirilen davada kabul edilmelidir. Sayın çoğunluğun mahkemenin birleştirilen davanın reddine dair kararı onamasına iştirak etmiyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy