MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 12.04.2016 Salı günü saat 09.20'de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ...'nın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanın paydaşı olduğu 1 ve 3 nolu bağımsız bölümlerin davalı tarafından işgal edildiğini ileri sürerek ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, intifadan men olgusunun gerçekleşmediğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, her iki taşınmazın kira getirebilir nitelikte olduğu ve intifadan men koşulunun aranmayacağı gerekçesi ile murisin ölüm tarihinden itibaren ecrimisil hesabı yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; kat mülkiyeti kurulu 7 parsel sayılı taşınmazda dubleks mesken niteliğindeki 1 nolu bağımsız bölüm ile depo niteliğindeki 3 nolu bağımsız bölümlerin 1/2 şer payın davalı adına kayıtlı olduğu, geriye kalan 1/2'şer payın ise davacılar adına elbirliği mülkiyetine konu olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; elbirliği veya paylı mülkiyette paydaşlar arasında bir şeyden kullanma yoluyla yararlanma 11.03.1950 tarihli ve 11/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca semere mefhumuna girmediğinden hukuki semere olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Ecrimisil talep edebilmek için yararlanma isteğinin kullanana iletilmesi ve yararlanmasının engellenmesi gerektiği Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile de sabittir.
Somut olaya gelince; mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre 1 ve 3 nolu bağımsız bölümlerin içeriden birbiri ile bağlantılı olduğu, fiili olarak davalı tarafından birlikte tribleks mesken olarak kullanıldığı saptanmıştır..
Bu durumda, davalı paydaşın intifadan men edilmesi gerektiği açıktır.
Nitekim; davacılar, 2.4.2010 tarihinde noterde düzenlenen ihtarname ile ecrimisil ödenmesi ya da tahliye edilmesi için davalıyı ihtar ettikleri, anılan ihtarnameninde 14.8.2010 tarihinde davalıya tebliğ edildiği görülmektedir.
Hâl böyle olunca; çekişme konusu her iki bağımsız bölüm bakımından, davacı tarafından düzenlenen ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 14.8.2010 tarihinde intifadan men olgusunun gerçekleştiği gözetilerek bu tarihten itibaren belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy