MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL
Taraflar arasında birleştirilerek görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacı tereke temsilcisi, dava konusu 4212 ada 7 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olan muris ... ile davalı ... arasında düzenlenen ... 16. Noterliğinin 22/09/2008 gün ve 410461 nolu kira sözleşmesinin, murisin hukuki ehliyeti haiz olmadığının ... Kurumu raporuyla sabit olması nedeniyle geçersiz olduğunu, davalı ...'in, dava konusu taşınmazdaki dükkanı ve üst kattaki daireyi geçersiz kira sözleşmesine dayalı olarak kullandığını ileri sürerek, asıl davada murisin ölüm tarihinden önceki döneme, birleştirilen davada ise, murisin ölümünden sonra ki döneme ilişkin olarak ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, kira sözleşmesi gereğince muris ... ve diğer paydaş ...' in paylarına isabet eden kira bedelini düzenli olarak ödediğini, ödenmemiş kira borcu bulunmadığını, kiracı sıfatıyla iyiniyetle taşınmazı kullandığını belirterek, davanın savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davaya konu 4212 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payının muris ...; 2/3 payının ise dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 04/05/2010 tarih ve 2009/170 Esas, 2010/1265 Karar sayılı kararıyla muris ...'in Türk Medeni Kanunun 405 maddesi uyarınca vesayet altına alınmasına, kendisine vasi tayinine karar verildiği, muris ...'in 5.10.2010 tarihinde öldüğü, ... ile davalı ... arasındaki dava konusu taşınmaza ilişkin olan ... 16. Noterliğinin 22/09/2008 gün ve 410461 sayılı kira sözleşmesinin düzenlendiği tarihte ...'in ehliyetsiz olduğunun ... Kurumu raporuyla sabit olduğu, taşınmazdaki davaya konu bölümleri davalı ...'in kullanmaya devam ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat niteliğindedir.
Somut olayda, muris ...'in kira sözleşmesinin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetini kıstlayacak bir engeli bulunmadığından noter tarafından kira sözleşmesinin düzenlendiği, ayrıca, davalının taşınmazın diğer paydaşıyla da kira sözleşmesi yaptığı, davalının kiracı sıfatıyla kira sözleşmesinde belirtilen kira bedelini ödediği tartışmasızdır.
Hal böyle olunca, normal koşullarda kira sözleşmesi yapılırken karşısındaki kişinin ehliyetsiz olacağı düşünülemeyeceğinden, bu durumda, iyiniyet asıl olup, dosya kapsamına göre davalının kötüniyetli zilyet olduğu kanıtlanamadığı anlaşıldığından, murisin ölüm tarihinden önceki döneme yönelik olarak açılan ecrimisil talebine ilişkin olarak asıl davanın bu nedenle reddine; birleştirilen dava yönünden ise, murisin ölümünden sonra tereke temsilcisi tarafından, 11.08.2010 tarihli ihtarnameyle kira bedellerinin artırılması, 23.08.2010 tarihli ihtarnameylede kira bedelinin ödenmesi isteğinde bulunulduğu gözetildiğinde ,bu durumun mirasçılar tarafından kira sözleşmesine muvafakat edildiği şeklinde değerlendirilerek, birleştirilen davanında bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının, temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.12.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
-KARŞI OY YAZI-
Dava ve birleştirilen dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacı tereke temsilcisi, miras bırakan ... ...'nun (1/3) paydaşı olduğu 4212 ada 7 parsel sayılı taşınmazda yer alan 4/B nolu dükkan ve üst katındaki daire ve ofisin (4/A) davalı tarafından hiçbir haklı nedene dayanmadan kullanılması nedeniyle 22.09.2008- 05.08.2010 dönemi 8.433,00TL ecrimisilin 22.09.2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiş, birleştirilen dosya ile de; 4/A ve 4/B dükkan, ofis ve dairenin 05.08.2010 ile 05.02.2013 tarihleri arasında ki dönem için 10.219,00TL ecrimisil alacağının yasal faiziyle tahsilini isteğinde bulunmuştur.
Davalı, dava konusu 4/B nolu tekel dükkanını ... 16. Noterliğinin 22.09.2008 gün ve 41460 nolu paydaş ... ... ile düzenledikleri kira sözleşmesine dayalı olarak kullandığını, dükkanın üst katındaki ofis ve dairenin farklı bir girişi olsa da miras bırakan babası İsmet ve paydaş ... arasında düzenlenen 01.03.2001 tarihli kira sözleşmesi kapsamında kaldığını bu yer için ecrimisil istenemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Dosya içeriği ve toplanan dellillerden; dava konusu, 4212 ada 7 parsel sayılı altında dört dükkanı olan ev vasıflı taşınmazın (4/12) payının ... ..., (8/ 12) payının da dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, çekişme konusunun ise taşınmazda bulunan 4/B nolu dükkan ile bu dükkanın üzerinde ki 4/A nolu ofis ve daire olarak kullanılan bölümler olup girişlerinin farklı olduğu ve taşınmazdaki diğer dükkanlardan bağımsız olarak davalı kullanımında olduğu saptanmıştır.
Davacı, ... 16. Noterliğinin 22.09.2008 gün ve 41460 nolu, paydaş ... ... ile davalı ... arasında düzenlenen 4/ B nolu dükkana ait 10 yıl süreli kira sözleşmesinin düzenlendiği tarihte ... ...'nun fiil ehliyeti bulunmadığını, geçersiz sözleşme nedeniyle davalı kullanımının kötüniyetli olduğunu ileri sürmüştür.
... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde; 22.09.2006 tarihinde 87 yaşında olan ... ...'nun yaşı ve akli melekeleri nedeniyle mal varlığını idare edemediğinden vesayet altına alınması istemiyle açılan davada, 26.09.2006 tarihinde mahçur adayının menkul ve gayrimenkul tüm mal varlığı üzerine dava sonuna kadar tedbir konulmuş, 04.05.2010 tarihinde de TMK'nun 405 uyarınca ... ...'nun kısıtlanmasına karar verilmiştir.
... 4. İhtisas Kurulunun 30.01.2012 tarihli raporunda; ... ...'nun 22.09.2008 akit tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığı bildirilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 15. maddesinde belirtildiği şekilde, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamaz.
Bilindiği üzere, tüm sözleşmelerde olduğu gibi kira sözleşmelerinde de, geçerli bir sözleşmenin varlığı için sözleşmenin taraflarının işlem yapma (akit yapma) ehliyetinin bulunması gerekir. Sözleşmenin taraflarından birinin , sözleşme yapma ehliyetinin bulunmaması o sözleşmenin butlanını gerektirir. Ayırtım gücü bulunmayan bir kişinin geçerli bir iradesi bulunmadığından, ayrık durumlar dışında yapacağı işlemlere sonuç da, bağlanamayacağından11.06.1941 tarih ve 4/21 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz.
Öte yandan, 09.03.1955 tarih, 22/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, “ hukuki işlenin hükümsüzlüğü iddiası objektif hüsnüniyet kurallarına aykırı olduğu takdirde dinlenmez, zira hakkın suistimali durumuna girer ve kanuni himayeden mahrum olur.” denilmektedir.
Somut olgu, anılan İçtihadı Birleştirme kararları ve yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, kira sözleşmesinin düzenlendiği 22.09.2008 tarihinde kiralayan olarak sözleşmeyi imzalayan ... ...'nun fiil ehliyetinin bulunmadığı, sözleşme tarihinde 88 yaşında olan ...'in 10 yıllık kira sözleşmesi düzenlemesinin olağan olmadığı keza 22.09.2006 tarihinde ... ...'nun vesayat altına alınması için açılan davada 26.09.2006 tarihinde menkul ve gayrimenkul tüm malvarlığına dava sonuna kadar tedbir konulduğu, davalı beyanına göre, 7 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki dava dışı dükkanlarda 1983 tarihinden itibaren önce davalının babası İsmet daha sonrasında da davalı ...'in lokanta işletmeciliği yaptıkları, davalının, sözleşmenin tarafı ....'in durumunu bilen ve bilebilecek kişi konumunda olduğu da gözetildiğinde, davalının iyiniyetinden söz edilemez. Ayrıca, tereke temsilcisinin görevi gereği gönderdiği ihtarnameler kira ilişkisinin varlığını kabul olarak değerlendirilemeyeceği gibi hukuken geçersiz sözleşmeye sonradan onay verilerek geçerlilik kazandırılamaz.
Bu durumda; kira sözleşmesinin tarafı ...'in fiil ehliyeti bulunmadığından, ... 16. Noterliğinin 22.09.2008 gün 41460 nolu kira sözleşmesi hukuken geçersiz olup davalının 4/B nolu dükkanı kullanımının yasal ve haklı bir nedene dayanmadığı, 4/A nolu daire ve ofis olarak davalının kullanımında olan bölüm yönünden ise, bu yere ilişkin kira sözleşmesi bulunmadığı gibi bu kısmın lokantanın eklentisi niteliğinde de olmadığı ayrı bir girişi olan müstakil bir bölüm olduğu, davalının bu yerleri kullanımının sözleşme ve yasadan doğan bir hakka dayanmadığı saptandığından, davalının haksız ve kötüniyetli kullanımı nedeniyle bilirkişilerin yöntemine uygun şekilde yaptıkları tespit sonucu belirlenen ecrimisile hükmedilmesi doğrudur.
Hal böyle olunca, asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ilişkin mahkeme kararının onanaması görüşümde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun kararın bozulması yönündeki görüşüne belirttiğimiz gerekçelerle katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy