MAHKEMESİ : ANTALYA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/07/2008
NUMARASI : 2007/281-2008/362
Taraflar arasında görülen elatmannın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalının müdahalesinin keşfen saptandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Gerekçeli kararın temyiz eden davalıya tebliğine için çıkartılan tebliğ belgesinden; tebligatın adresin kapalı olduğu, muhatabın çarşıya gittiği belirtilerek muhtarlığa bırakılmak suretiyle 22.08.2013 tarihinde yapıldığı, davalı tarafından temyiz dilekçesinin 09.09.2013 tarihinde verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Tebligat Kanununun 20. ve 6099 sayılı Kanunla değişik 21. ve özellikle bu Kanunun uygulanmasına dair Yönetmeliğin 30. maddesi uyarınca; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkartılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiç biri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı muhtar, ihtiyar heyeti veya meclis üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırılarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinme halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Gösterilen koşul geçerlilik koşuludur.
Somut olayda, davalı F.. K..’a gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebliğ belgesinde; bilgi alınan komşunun adının yazılmamış olması nedeniyle tebligatın Tebligat Kanununun 21. maddesine uygun olmadığı ve usulsüz olduğu anlaşıldığından, temyiz isteğinin süresinde olduğu kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçildi. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu Yurtpınar köyü 1025 parsel sayılı taşınmazın davacı İ.. Ö.. adına kayıtlı bulunduğu, komşu 1028 parsel sayılı taşınmazda ise davalı F.. K..’ın paydaş olduğu, davacının maliki olduğu 1025 parsel sayılı taşınmazın bir kısmına davalının kullanmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi istemiyle eldeki davayı açtığı, hükümden sonra çekişme konusu taşınmazlarda 3402 Sayılı Kanunun 22/a maddesi uyarınca yenileme uygulaması yapıldığı ve yapılan uygulama sonucunda davacı adına kayıtlı 8300 m² yüzölçümlü 1025 parsel sayılı taşınmazın 8.546 m2 olarak 13602 ada 345 parsel numarasıyla, davalının paydaşı olduğu 1028 parsel sayılı taşınmazın ise 13602 ada 344 parsel olarak 8.168 m² yüzölçümlü olarak 24.05.2011 tarihinde tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, çekişme konusu taşınmazlarda hükümden sonra 24.05.2011 tarihinde tescil edilen 3402 sayılı Kanunun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulamanın taşınmazların geometrik sınırlarının değişmesi sonucunu doğurduğunun tespiti halinde eldeki davayı etkileyeceği kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca, çekişme konusu taşınmazlarda yapılan uygulama ile sınırlarının değişip değişmediği, değişme olmuşsa oluşan yeni geometrik duruma göre davalının müdahalesinin bulunup bulunmadığının saptanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi için hüküm bozulmalıdır.
Davalının temyiz itirazı, açıklanan yönler itibibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy