MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU KAYDINDA DÜZELTİM
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi ve tespit isteklerine ilişkindir.
Davacılar; miras bırakan dedelerinin nüfus kütüğünde “...ve ...'den olma 1894 doğumlu ...” olarak kayıtlı olduğu halde 4 parça taşınmazın tapu kaydında sadece “... mirasçıları” yazıldığını ileri sürüp, paylı malik “... mirasçılarının” miras bırakanları olduğunun tespiti ve anılan tapu malikinin baba adı ile soyadının nüfus kaydına göre düzeltilmesi isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece; düzeltim isteğinin kabulüne, doğum tarihi ve anne adının düzeltilmesine ilişkin isteğin idareyi ilgilendirdiği gerekçesiyle reddine ilişkin verilen karar Yargıtay 14.Hukuk Dairesince araştırmaya yönelik olarak bozulmuştur . Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra talebin reddine karar verilmiş, temyiz üzerine 14.Hukuk Dairesince ikinci kez bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin 12.09.2012 gün 2012/8042E-2012/10053K sayılı 2. bozma kararında özetle “ .... Kadastro çalışmaları sırasında .talep konusu taşınmazların T. Evvel 316 tarih 81 sıra nolu ve Şubat 1950 tarih 58 sıra nolu tapu kayıtları uygulanarak tapu maliklerinden ...'in 1951 yılında ölümü ile karısı ... ile çocukları .................nin kaldığı ancak başka mirasçılarının da bulunabileceği belirtilerek 1/5 payın "... mirasçıları" vd ortakları adlarına tesbit ve tescil edildikleri, nüfus kütüğünde karısı ..., çocukları ....... olan 1893 doğumlu ... ve ...'den doğma ... (... ...) ... adlı bir kişinin mevcut olduğu, anılan kişinin hayatta olan çocuklarından ... oğlu 1938 doğumlu ...'ın tanık olarak dinlendiği ve talep konusu taşınmazların maliklerinin davacılar olduğunu bildirdiğinden, 1893 doğumlu ... ve ...'dan olma hoca lakaplı ...'ın dinlenen ... haricindeki mirasçılarının da dinlenmesi ve mülkiyet iddialarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, diğer taraftan tapuda malik görünen ...'nin nüfus kayıtlarının incelenmesi eşleri olduğu söylenen ....'nin nüfus kayıtları getirtilerek irtibatın sağlanması ve mirasçılarının beyanlarının alınması, yine ......'un babası ...ve annesi ...'e ait aile nüfus kayıtları getirtilerek tüm akrabalık bağlarının tespit edilmesi, tapuda malik görünen ...'in kim olduğunun araştırılması, dava konusu taşınmazların 1/5 payının Şubat 1950 tarihli 58 no'lu tapu kaydı ile ...oğlu ...'e satış sureti ile tescil edildiğinden , kök T. Evvel 316 tarihli 81 sıra nolu tapu kaydındaki kalan 4/5 payın maliklerinin ve ne şekilde tespit edildiklerinin araştırılması, anılan tapuların ilk oluşumundan itibaren tüm gitti kayıtlarıyla birlikte getirtilip incelenmesi, oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Ancak; mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde hükmüne uyulan bozma ilamında yapılması gereken iş ve işlemlerin gerekleri yerine getirilmeden tespit ve düzeltim yönünde hüküm kurulmuştur.
Bilindiği üzere; mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu durum, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında ki esaslar çerçevesinde işlem yapma zorunluluğu getirir. ( 09.05.1960 T, 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, HGK 29.05.2002 T, 7- 444/463 E.K sayılı kararı).
Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 gün ve13/5 sayılı ve 09.05.1960 T, 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararlarında; usuli kazanılmış hak, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri yararına, diğerinin ise aleyhine doğmuş ve mahkemece uyulması zorunlu bir hak olarak tanımlanmıştır.
Bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur ve bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapılması bu sebeple zorunludur.
Ne var ki, mahkemece bu zorunluluk gözardı edilerek bozmaya uyulmakla birlikte, 1893 doğumlu ... ve ...'dan olma hoca lakaplı ... ... ...'ın dinlenen ... haricindeki mirasçılarına meşruaatlı davetiye çıkarılıp taşınmazda mülkiyet ididasında bulunup bulunmadıkları tespit edilmemiştir. Yine talep konusu taşınmazlara kadastro sırasında revizyon gören kök T.Evvel 316 tarih 81 sıra nolu tapu kaydındaki maliklerden ... (...)'nin mirasçılarından bir tanesinin beyanı alınmış diğer mirasçılarının beyanları alınmamıştır. Yine tapuda malik görünen ...'in kim olduğu yöntemince araştırılmamıştır.
Bunlardan ayrı mahkemece verilen 19.02.2008 gün 2007/409E-2008/46K sayılı ilk ilamda davacıların tapu kayıtlarındaki paylı malik “... mirasçılarının” baba adı ve soyadının ...oğlu ... olarak düzeltilmesi yönündeki isteklerinin kabulüne, doğum tarihi ve anne adının düzeltilmesine ilişkin isteğin idareyi ilgilendirdiği gerekçesiyle reddine karar verilmiş, tespit yönünde hüküm kurulmamıştır. Davacılar anılan kararı temyiz etmemişler, davalının temyizi üzerine Yargıtay 14.Hukuk Dairesince düzeltim isteği yönünden araştırma bozması yapılmıştır. Mahkemece bozmaya uyulduğu halde tespit yönünde hüküm kurulmasıda doğru değildir.
Bu durumda Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 12.09.2012 gün 2012/8042E-2012/10053K sayılı bozma kararında değinilen ilkeler çerçevesinde hükme esas olacak ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde inceleme ve araştırma yapılması, sonucuna göre davacıların baba adı ve soyadı düzeltilmesi istekleri yönünden bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.