MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptal ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, ... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar, çekişme konusu 1450 parsel sayılı taşınmazda eşit olarak pay sahibi olduklarını, aralarındaki anlaşma gereği dava konusu taşınmazın davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek tapu iptal ve davacılar ile davalı arasında 1/5 pay oranında tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacı ...’nin tarafların babası, diğer davacıların davalının kardeşi oldukları, 14/11/2012 tarihli dilekçe ile davalı tarafça davanın kabul edildiği, davacılar vekilinin 23/01/2013 tarihli dilekçesi ile davalının eski eşi ...’e davanın ihbar edilmesini talep ettiği, 23/01/2013 tarihli celsede mahkemece dahili davalı adına duruşma gününü bildirir davetiye çıkartılmasına karar verildiği, duruşma gününü bildirir davetiyenin Avukat ...’ın “dosyada vekaletnamemiz bulunmadığından ayrıca asil olduğundan tebligatı kabul etmiyoruz” yazılı beyanı ile iade edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, HMK 61. maddesine göre; “Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir”.
Öte yandan, önceden açılan bir davada dava konusu şey üzerinde davanın tarafları dışında müstakil hak iddia eden kişinin durumu asli müdahaledir. Bu durumda asli müdahilin ilk davanın açıldığı mahkemede ayrı bir dava açabileceği gibi aynı dosyaya müdahil olmak suretiyle de talepte bulunabileceği bunun için de ayrı bir harç ödemesi, açtığı bu davada hak talep etmiş olduğu tarafları da açıkça göstermesi ve onlara karşı husumet yöneltmesi zorunludur. Her ne kadar 1086 sayılı Yasada bu konuda bir yasal düzenleme bulunmuyor ise de, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Yasanın 65. maddesinde asli müdahale hüküm altına alınmıştır.
Somut olaya gelince, davacılar vekili tarafından davayı ihbar dilekçesi verilmişse de, ihbar olunana usulüne uygun tebliğ edilmemiştir.
Hâl böyle olunca; dava dilekçesinin ihbar olunana usulüne uygun tebliği sağlanıp, davaya karşı beyanları alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
... vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile yerel mahkeme kararının (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy