MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasındaki davadan dolayı ... 6.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 01.03.2012 gün ve 2009/131 esas 2012/79 karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 23.01.2014 gün ve 20604-927 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı -birleşen davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Mahkemece asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne dair verilen hüküm, Dairece, hükümden önce 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa'nın 187. maddesi ile 442 sayılı Köy Kanununun geçici 1. maddesindeki “31.12.2009 tarihinden önce belediye haline dönüşmek veya başka bir belediyenin sınırlarına dahil olmak suretiyle tüzelkişiliğini kaybeden köylerde, kendilerine bu Kanunun ek 13. maddesine göre taşınmaz satışı yapılan hak sahipleri hakkında satış bedelinin ödenmesi kaydıyla ek 13. maddede öngörülen diğer şartlar uygulanmaz. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla henüz kesinleşmemiş davalarda da bu madde hükümleri uygulanır.” düzenlemesinden sözedilerek “ belirtilen yasal düzenleme çerçevesinde işin esası değerlendirilerek karar verilmesi “ gerekliliğine değinilerek bozulmuştur.
Davacı vekili tarafından, sadece kendileri tarafından temyiz yoluna başvurulduğu halde, aleyhlerine olacak şekilde kararın bozulduğu ve temyiz isteklerinin de karşılanmadığı belirtilmek suretiyle karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
Gerçekten de, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edildiği halde sehven davalı yararına olacak şekilde bozulduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, bu husus karar düzeltme isteği üzerine yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile, Dairenin 23.01.2014 tarih ve 2013/20604 E. , 2014/927 K. sayılı ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA,
Asıl birleşen davalar 3367 sayılı Yasa ile değişik 442 sayılı Köy Kanunu'nun ek 13. maddesine dayalı olup, asıl davada tapu iptal ve tescil isteğinde bulunulmuş, yargılama sırasında talep daraltılarak taşınmazın bedeli talep edilmiş, birleştirilen davada ise asıl davada talep edilen miktar dışında taşınmazın bakiye bedeli istenmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle birleştirilen davada dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun birleştirilen davada kurulan hükmün ONANMASINA,
Davacı vekilinin asıl dava bakımından temyiz itirazlarına gelince; davacı tarafından, yargılama sırasında taşınmazın davadan önce temlik edildiğinin öğrenilmesi üzerine tapu iptal ve tescil şeklindeki talep daraltılmak suretiyle taşınmazın şimdilik 8.000 TL lik bedelinin tahsili istenildiği halde, mahkemece tapu iptal ve tescil yönünden karar verildiği, ancak bedel isteği yönünden bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, asıl davada bedel isteği yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26.maddesinde belirtilen taleple bağlılık kuralı da dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamış olması doğru değildir.
Davacı vekilin, temyiz itirazları değinilen yönler itibariyle yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.