MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, davalı ve dava dışı kişi ile birlikte paydaş oldukları 23 parsel sayılı taşınmazın keşide edilen ihtarnameye rağmen tamamının davalı tarafından kullanıldığını, daha önceki dönemlere ilişkin olarak açılan ecrimisil davaları sonucu verilen kararların kesinleştiğini ileri sürerek, 2009 yılı Kasım ayı ile 2012 yılı Eylül aylarına ilişkin olarak ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, taşınmazın davalının ortağı olduğu dava dışı şirket tarafından kullanıldığını, ecrimisil koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; ecrimisil koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 03.05.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... ve vekili Avukat ... ile temyiz edilenler vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 21.12.2015 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilenler vekili için 1.350.-TL. duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 4.557.90.-TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 03.05.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
-KARŞI OY-
Dava konusu taşınmazı dava dışı Mobilya Şirketi kullanmaktadır. Yapılan keşif ve ticaret sicil kayıtları ile bu durum sabittir. Mobilya şirketi ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olup husumetin ona yöneltilmesi ve bu şekilde taraf teşkili yapılıp işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. (Dairenin emsal 2014/9899 esas ve 2014/14464 karar sayılı ilamında açıklandığı gibi)
Bu nedenle daire çoğunluğu görüşlerine katılmıyorum.