MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 17. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/03/2013
NUMARASI: 2011/283-2013/116
Taraflar arasında birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın kabulüne; birleştirilen davanın ise reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili ile davalılar Aziz ve Yusuf vekilleri tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne; birleştirilen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1778 parsel sayılı taşınmazın davacılar, ..parsel sayılı taşınmazın ise asıl davanın davalıları A.. K.. ve Y.. K.. ile birleştirilen davanın davalılarının mirasbırakanı M. D. adlarına kayıtlı olduğu, mahkemece yapılan keşif sonucu alınan 28.01.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre, . parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalılar A.. K.. ve Y.. K..'ye ait yapıların krokide sarıya boyalı A1 , A2, A3 olarak gösterilen toplam 87,36 m² lik bölümün davacı parseline taşkın olduğu sabittir.
Hemen belirtmek gerekir ki, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle; Türk Medeni Kanunu'nun 725. maddesindeki koşulların davalılar lehine gerçekleşmediği saptandığına göre, davalılar Aziz ve Yusuf vekilinin temyiz itirazı yerinde değildir. Reddine.
Bilindiği üzere, bina arzın mütemmim cüzü niteliğinde olup, yıkım istekli davalarda,davanın yıkımı istenen binanın ana nüvesinin üzerinde bulunduğu taşınmazın tüm maliklerine yöneltilmesi zorunludur. Nitekim asıl davada davalı olarak gösterilen 1779 parselin paydaşlarından M.D.'ın ölü olduğu tespit edilmekle, M. D. mirasçıları aleyhine Kadıköy 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/403 E. ve 2011/321 K. sayılı dosyasına aynı istekle açılan dava, asıl dava dosyası ile birleştirilerek eksiklik giderilmiş, ancak birleştirilen dava mahkemece reddedilmiştir. Bu ret kararı yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca doğru değil ise de davacılar vekili vekalet ücretine hasren temyiz itirazında bulunduklarından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Öte yandan, dava 100.000 TL değer gösterilerek açılmış, yıkım kararı verilen ve taşkın binanın bölümleri ile buraya tekabül eden arsa bedelleri toplamı (174.720 TL + 17.638 TL) 192.358 TL olduğu saptanmış, ancak bu değer üzerinden harç tamamlanmamıştır.
Hal böyle olunca, 100.000 TL üzerinden davacılar yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, taşkın bina değeri olan 17.638 TL üzerinden eksik vekalete hükmedilmesi, 100.000 TL den kalan miktar yönünden de davanın reddine karar verilip bu miktar esas alınarak davalılar Aziz ve Yusuf yararına Avukatlık ücretine karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.