MAHKEMESİ : KIRIKKALE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/12/2012
NUMARASI : 2012/155-2012/442
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, sözleşme fesih koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1044 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki konut vasıflı 25 numaralı bağımsız bölümün davacı idare adına kayıtlı olduğu, taraflar arasında imzalanan 09.02.2009 tarihli sözleşme koşullarının davalı tarafından yerine getirilmediği ve taşınmaza haksız olarak müdahale edildiği iddiası ile elatmanın önlenmesi isteğiyle eldeki davanın açıldığı, davalıya dava dilekçesinin anılan sözleşmede belirtilen adrese Tebligat Kanununun 21. maddesi uyarınca muhtara bırakılmak suretiyle yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Tebligat Kanununun 20. ve 6099 sayılı Kanunla değişik 21. ve özellikle bu Kanunun uygulanmasına dair Yönetmeliğin 30. maddesi uyarınca; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkartılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiç biri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı muhtar, ihtiyar heyeti veya meclis üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırılarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinme halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Gösterilen koşul geçerlilik koşuludur.
Öte yandan, yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 6100 Sayılı HMK’nun 27. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme, tarafları dinlemeden, onları, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
Öncelikle; yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması asıldır. Değinilen işlevleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usuli işlemdir. Tebliğ ile ilgili Tebligat Kanunu ve Tüzük hükümleri şeklidir.Bu nedenle,tebligata ilişkin yasal hükümlerin gözden uzak tutulmaması ve uygulanması zorunludur.
Somut olayda, dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliğine ilişkin mazbatada muhatabın adreste bulunmama sebebi tevsik edilmemiş ve haber verilen komşusunun ismine yer verilmemiş, “27 nolu komşuya haber verildi” ibaresine yer verilmekle yetinilmiştir. Bu durumda dava dilekçesinin tebliğinin yöntemine uygun olduğu söylenemez. Bunun sonucu olarak davalının eldeki davada savunma hakkını kullanamadığı ortadadır.
O halde, yukarıda belirtilen işlemler yapılmaksızın ve açıklanan ilkeler göz ardı edilerek sonuca gidilmiş olmasının doğru olduğu kabul edilemez. Esasen, taraf teşkilinin sağlanması Anayasanın 90/son maddesi delaletiyle AİHS'nin 6. maddesi hükmü uyarınca adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Hal böyle olunca; usulüne uygun olarak davalıya dava dilekçesinin tebliği ile taraf teşkili sağlandıktan sonra, yanların gösterecekleri kanıtların eksiksiz olarak toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar gözardı edilerek sonuca gidilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davalının temyiz itirazı açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 Sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 Sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy