MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, çekişme konusu 30 parsel sayılı taşınmazdaki 105 numaralı bağımsız bölümü 11.12.2009 tarihinde satın aldığını, akabinde taşınmazda kiracı olan davalı şirkete taşınmazı tahliye etmesi için ihtarname gönderdiğini, ancak davalının taşınmazı ihtarnamenin gönderildiği tarihten 5 ay sonra tahliye ettiğini ileri sürerek, davalının taşınmazı elinde bulundurduğu süre zarfında taşınmazından yararlanamaması nedeniyle 10.000,00 TL ecrimisil bedelinin tahsilini istemiş, yargılama sırasında ıslahla talebini 17.733,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı, taşınmazın önceki maliki ile yaptıkları kira sözleşmesi gereğince 01.01.2007 ila 31.12.2012 tarihleri arasındaki dönem için kiralandığını ve kira bedelinin peşin olarak ödendiğini, sözleşmenin taşınmazı devralan maliki de bağlayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 01.01.2007 tarihli kira sözleşmesinin hukuken geçerli bir sözleşme olduğu, davalının haksız işgalci sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hâkimi ...’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle eski malikle yapılan sözleşmenin davacıyı da bağlayacağı, bu süre zarfında kötüniyetli zilyedin malike ödemekle yükümlü olduğu ecrimisilden davalı kiracının sorumlu tutulamayacağı gözetilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davalının temyiz itirazına gelince;
Dava dilekçesinde dava değeri 10.000,00 TL olarak gösterilip bu değer üzerinden harç yatırılmış ise de yargılama sırasında davacı tarafça dava değeri 17.733,00 TL'ye yükseltilerek, bu miktar üzerinden harç ikmali yapıldığına göre, yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf yararına harcı tamamlanan bu miktar üzerinden avukatlık parası tayin ve taktir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava değeri 10.000,00 TL kabul edilerek eksik vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki, anılan bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının 7. bendindeki “Davalı vekili lehine belirlenen 1.200 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi hükmü dikkate alınmak suretiyle dava değeri olan 17.733,00 TL üzerinden hesaplanan 2.127,96 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, tarafların bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy