MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACILAR : ... V.D.
DAVALILAR : ... V.D.
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL, ALACAK
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak davası sonunda, yerel mahkemece tapu iptal-tescil davasının reddine, alacak davasının kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalı ...'in iyi niyetle taşınmaz edindiği, kesinleşmiş iptal ve tescil kararına rağmen taşınmazları temlik eden davalı ...'ün sebepsiz zenginleştiği, bu nedenle davacıların taşınmazların bedelini isteyebilecekleri gerekçesiyle tapu iptal ve tescil isteğinin reddine, bedel isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacılar ile davalı ...'ün babaları olan muris ...'nun 1.5.1984 tarihinde adına kayıtlı 1075, 1791, 1853 ve 1879 parsel sayılı taşınmazları davalı ...'e, dava dışı 537, 1400, 1463 ve 1859 parsel sayılı taşınmazları ise diğer oğlu ...'e satış suretiyle devrettiği, mirasbırakanın ölümünden sonra davacılar ile dava dışı anne... tarafından muris muvazaası nedenine dayanılarak tapu iptal ve tescil istekli 1995/432 E. sayılı davanın açıldığı, davanın kabul edilerek 1400, 1463, 1791, 1853, 1859, 1879 parsel sayılı taşınmazların tapusunun iptali ile miras payları oranında davacılar adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz edilmeden 8.11.2000 tarihinde kesinleştiği, fakat ilam infaz edilmediğinden davalı ...'ün taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbiri kaldırtarak 1853 ve 1879 parseller ile 1075 parsel sayılı taşınmazı 1.9.2008 tarihinde dava dışı ...'ye satıp devrettiği, ...'in de 23.3.2010 tarihinde davalı ...'e temlik ettiği kayden sabittir.
Davacılar, davalı ... tarafından 1075, 1853 ve 1879 parsel sayılı taşınmazların temlikinin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını, bu taşınmazları...'in hiç kullanmadığı gibi aslında paravan bir kişi olduğunu, davalı ...'ün talimatı üzerine diğer davalıya devrettiğini, davalı ...'in ise yaşı, konumu ve ekonomik durumunun taşınmaz almaya elverişli olmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.
Hemen belirtilmelidir ki, tapu sicillerinin tutulması bir takım prensiplere bağlı olup; bunlardan ilki tescil, ikincisi sicilin güvenilirliği (aleniliği), diğeri Hazine'nin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise; geçerli bir hukuki sebebin bulunması, bir başka ifadeyle, illetten mücerret olmamasıdır. Oluşan bir sicil kaydının korunabilmesi bakımından, illetini teşkil eden geçerli bir sebebin olması zorunludur.
Somut olayda, 1853 ve 1879 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/432 E-1996/243 K sayılı ilamı ile davalı ... adına oluşan sicilin Türk Medeni Kanunu'nun 1025. maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil olduğunun açıklığa kavuştuğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, dava konusu 1075 parsel sayılı taşınmazın ise ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/432 E. sayılı davasına konu edilmediği, bir başka deyişle bu parsel yönünden kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda 1075 parsel yönünden de yolsuz tescil oluştuğundan bahisle hüküm kurulması doğru değil ise de, bu husus davalı tarafça açıkça temyiz konusu yapılmadığından bozma nedeni olarak görülmemiştir.
Davacı tanığı ve aynı zamanda ara malik olan ... beyanında, bazı taşınmazları davalı ...'ün borcu nedeniyle satmak istediğini söylediğini, kendisinin de bankaya teminat göstermek maksadıyla kredi kullanmak için bu taşınmazları tapudan satış yolu ile üzerine aldığını, ...e herhangi bir para vermediğini, taşınmazların kendisinde kaldığı süre zarfında davalı ... tarafından kullanıldığını, daha sonra ...ün taşınmazları tekrar satmak istediğini söyleyince, gösterdiği şahıs olan ... isimli akrabasına devrettiğini, karşılığında para alınıp alınmadığını bilmediğini beyan etmiştir. Dosyadaki diğer delillerden ve davalı ...'in ekonomik durumuna ilişkin olarak yaptırılan araştırmadan da; davalı ...'in devir tarihinde 24 yaşında olduğu, bu taşınmazları alacak maddi gücünün olmadığı, taşınmazları hiç kullanmadığı, devirlere rağmen davalı ... tarafından kullanıldığı, üstelik ...'in davalı ...'ün eşinin kız kardeşinin oğlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu olgular gözetildiğinde kayıt maliki ...'in yolsuz tescili bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğu dolayısı ile iyiniyetli olduğunun söylenemeyeceği bir başka ifade ile TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı açıktır.
Hal böyle olunca; tapu iptali ve tescil isteği bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyecek biçimde yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy