MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava; ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 3406 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 03.05.1983 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu oluştuğu, bilahare kat irtifakı kurulduğu, davacıların kat maliklerinden bir kısmının olduğu kayden sabittir.
Bilindiği üzere, yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı, üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne varki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı Yasanın 1605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı imar yasasının 18. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş, bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Bunun yanısıra, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
2981 sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik 10/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi gerekçe gösterilerek dava reddilmiş ise de; 3194 sayılı İmar Kanunun 18. maddesinin uygulanabilmesi için bina sahibinin korunmaya değer bir hakkının olması gerekli olup mahkemece, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde bir araştırma ve uygulama yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Hâl böyle olunca; 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca oluşan 3406 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin imar öncesine ait kayıtlar getirtilerek ecrimisile konu edilen muhdesatın yer aldığı taşınmazda davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığının ve olayda 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması, çekişmeli taşınmazda davalının imar öncesi bir hakkının olduğunun belirlenmesi halinde davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacıların, temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.