MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/10/2013
NUMARASI: 2010/234-2013/419
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vasisi tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi .... raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davanın, aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; ''Davacı Feriş, kayıt maliki Durmuş'a Denizli 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/1885 E- 2006/342 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı ile vasi tayin edildiğine göre, vasinin vesayet makamından izin almak suretiyle (Türk Medeni Kanununun 462/8.md.) kısıtlının bütün menfaatlerini korumak, hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlü olduğu açıktır. Hal böyle olunca, değinilen temsil yetkisi gözetilerek, davacının kısıtlıyı temsilen davada taraf olduğunun kabulü ile işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.'' gerekçesine değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda kısıtlı D.. Ü..'ın akit tarihinde hukuki ehliyete sahip olduğunun Adli Tıp Raporu ile saptandığı, davayı açan Feriş .. vasiliğinin kaldırılarak, kısıtlının oğlu Emrah .. vasi olarak atandığı ve böylece davacının sıfatının da kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 6 parsel sayılı taşınmazdaki 4 numaralı bağımsız bölüm D.. Ü.. adına kayıtlı iken 24.07.2009 tarihinde davalı B.. Y..'e satış suretiyle temlik ettiği, davanın 31.07.2009 tarihinde açıldığı, dava açıldıktan sonra davalı B.. Y..'in taşınmazı 06.11.2009 tarihinde dava dışı T.. B.. isimli kişiye satış suretiyle devrettiği, davacı vasinin ise 16.07.2010 tarihli dilekçesi ile davaya taşınmazı satın alan kişiye karşı iptal ve tescil istekli olarak devam etmek istediğini bildirdiği, öte yandan kısıtlı D.. Ü..'ın 24.07.2009 tarihindeki satış işlemini bizzat yaptığı, ne var ki adı geçenin daha öncesinde Denizli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.03.3005 tarih ve 2205/1885 E- 2006/342 K. sayılı kararı ile kendisinde saptanan ''Affektif Bipolar Psikoz'' nedeniyle Türk Medeni Kanununu 405. maddesi uyarınca vesayet altına alındığı ve eşi Feriş .. kendisine vasi olarak atandığı, eldeki davanın yargılaması sırasında ise Denizli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.12.2009 tarihi ve 2009/895 E- 2009/1421 K. sayılı kararı ile Feriş. vasiliğinin kaldırılarak kısıtlı D.. Ü..'a oğlu Emrah . vasi olarak tayin edildiği, vasi Emrah .. Denizli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.12.2010 tarih ve 2010/1319 E- 2010/1551 K. sayılı kararı ile husumete izin aldığı ve davayı takip eden vekile vasi sıfatı ile vekaletname verdiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan; mahkemece bozma kararı sonrasında Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'ndan alınan 24.12.2012 tarihli raporda; D.. Ü..'da fiil ehliyetini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede ''Bipolar Affektif Bozukluk'' saptandığı, manik – depresif ataklarla seyreden hastalıkta arada bir tam bir akli sağlık içinde olduğu serbest ara devrelerin bulunduğu, işlem tarihinde de D.. Ü..'ın serbest ara devrede bulunduğu ve tam bir akli sağlık içinde olduğu kanaatinin bildirildiği görülmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 451. maddesinde '' Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi, vasinin açık veya örtülü izni veya sonraki onamasıyla yükümlülük altına girebilir veya bir haktan vazgeçebilir.'' düzenlemesine yer verildiği gibi aynı yasanın 462/1. maddesinde de ''Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hakkın kurulması...'' hallerinde vesayet makamının izninin gerekli olduğu hüküm altına alınmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 444. maddesinde de vesayet altındaki kişinin taşınmazlarının ne şekilde satılacağı düzenleme altına alınmış olup, hükümde ''Taşınmazların satışı, vesayet makamının talimatı uyarınca ve ancak vesayet altındaki kişinin menfaati gerekli kıldığı hallerde mümkündür. Satış, vesayet makamının bu iş için görevlendireceği bir kişi tarafından vasi de hazır olduğu halde açık artırmayla yapılır ve ihale vesayet makamının onamasıyla tamam olur; onamaya ilişkin kararın ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi gerekir. Ancak denetim makamı, istisnai olarak özel durumları, taşınmazın niteliğini veya değerinin azlığını göz önüne alarak pazarlıkla satışa da karar verebilir.'' denilmiştir.
Somut olayda ise, kısıtlı D.. Ü..'ın mevcut hastalığı nedeniyle halen vesayet altında olduğu ve adına kayıtlı taşınmazı vesayet altında iken mahkemeden izin almaksızın tapuda bizzat yaptığı işlemle devrettiği sabittir. Yukarıda açıklanan yasa hükümleri karşısında vesayet makamından izin alınmadan yapılan taşınmaz satışına geçerlilik tanıma olanağı bulunmamaktadır.
O halde; mahkemece davanın kabulü gerekirken, yazılı olduğu üzere reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; çekişme konusu taşınmazın yargılama sırasında davalı B.. Y.. tarafından üçüncü kişi T.. B..'a temlik edilmiş olması nedeniyle davacı vasisinin davayı 6100 sayılı HMK nun 125. maddesi (HUMK 186. md.) uyarınca temlik alan kişiye karşı yürüttüğünü açıklamış olmasına karşın, mahkemece davalı B.. Y.. hakkında hüküm kurulmuş olması isabetli değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy