MAHKEMESİ: PAMUKOVA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/02/2014
NUMARASI: 2013/1-2014/66
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi,ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..... raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, toplam 13 parça taşınmaza elatmanın önlenmesi ve 5 yıllık ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları Mehmet'ten intikal eden ve davalı ile birlikte elbirliği halinde malik oldukları ...., .. ve .... parsel sayılı taşınmazlar murisin ölümünden beri davalı tarafından kullanıldığı gibi kullanımlarına da engel olunduğunu ileri sürerek dava tarihinden geriye dönük 5 yıl için toplamda 2.000 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline ve müdahalenin önlenmesine karar verilmesini istemişler, yargılamada aşamasında 149, 196 ve 183 parseller hakkındaki davalarından feragat etmişler, davalı Kasım, mirasbırakanları Mehmet'ten kalan taşınmazlar için aralarında taksim yaptıklarını ve taksim uyarınca dava konusu taşınmazların bir kısmını kullandığını, dava konusu bazı taşınmazlar ile dava dışı bir kısım taşınmazların da davacılar tarafından kullanıldığını savunmuş, Mahkemece, 149, 196 ve 183 parseller hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine reddine, diğer 10 adet taşınmaz yönünden haksız kullanımın keşfen belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazların tarafların mirasbırakanından kaldığı, muris Mehmet'in 1983 yılında ölümünden beri taşınmazların davalı tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 676. maddesinde düzenlendiği üzere; “Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler.
Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. ”
Öte yandan; ecrimisil, kötüniyetli zilyedin malike ödemekle sorumlu olduğu bir bedeldir.
Somut olaya gelince, mirasçılar arasında taksime ilişkin yazılı bir sözleşmenin yapıldığı kanıtlanmış değildir. Bu durumda, davacının miras payı oranında elatmanın önlenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak, tanık ifadelerinde de belirtildiği üzere dava konusu edilen bir kısım taşınmazların murisin ölümünden beri aralarında yapılan sözlü anlaşma uyarınca davalı tarafından kullanıldığı belirlendiğine göre davalıyı kötüniyetli kabul etmek ve ecrimisilden sorumlu tutmak olanaksızdır.
Hal böyle olunca, ecrimisil yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, davacıların miras payı toplamda 48/144 olduğu halde 28/144 üzerinden elatmanının önlenmesine karar verilmiş olması da doğru değil ise de temyiz edinin sıfatına göre bu yön bozma nedeni yapılmamıştır.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.