MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-K A R A R-
Dava, haksız ödenen ecrimisil bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerince tahsili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, hükmüne uyulan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak davanın süresinde açıldığı saptanıp zamanaşımı defi'nin reddine karar verilmek suretiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere, dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanununun 66.maddesi "Haksız surette mal iktisabından dolayı ikame olunacak dava, mutazarrır olan tarafın verdiğini istirdada hakkı olduğuna ıttılaı tarihinden itibaren bir sene müruriyle ve her halde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren on senenin müruriyle sakıt olur..." düzenlemesini içermektedir.
Ne var ki, 2002 yılından itibaren haksız ödenen ecrimisil bedelinin tahsili istendiği ve talep edilen zaman aralığının da anılan kanunun 66.maddesinde belirtilen 10 yıllık süre içerisinde kaldığı gözetilerek talep edilen dönem bakımından saptanan alacağın hüküm altına alınması gerekirken, dava konusu 14 ve 17 parsellerin kayyımlık idaresine geçtiği tarih olarak kabul edilen 22.03.2007 tarihi itibariyle haksız ödenen ecrimisil bedelinin hüküm altına alınmış olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazlarına gelince;
Hemen belirtilmelidir ki; dava haksız ödenen ecrimisil bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili isteğine ilişkin olup, anılan yasa maddesi gereğince zaman aşımı süresinin öğrenme tarihinden itibaren bir yıl olduğu, davacı tarafın 22.01.2009 tarihli davalı ... yazısı ile yapılan ödemelerin haklı bir nedene dayanmadığını öğrendiği ve davanın da 30.06.2009 tarihinde açılmış olduğu saptanarak, ıslah dilekçesi ile ileri sürülen zaman aşımı defi'nin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Hüküm altına alınan alacağa, 28.11.2012 tarihli raporda belirtilen dönem ve ödeme tarihleri esas alınarak, ödeme terihlerinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 61/1. maddesine (TBK ) göre, haklı bir neden olmaksızın başkasının zararına zenginleşen kimse , onu geri vermekle yükümlüdür.
Borçlar Kanununun sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen 61 ( TBK 77md.) ve devamı maddelerine göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene yada borçlu bulunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen , aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır.
Sebepsiz zenginleşmede iade borcunun kapsamını düzenleyen BK'nin 63/1 maddesine (TBK ) göre iyiniyetli zenginleşen geri verme anında elinde kalanla sorumlu olacağı halde, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca kötü niyetli zenginleşen kural olarak zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür.
Öte yandan, sebepsiz zenginleşmede davacının geri alma hakkının buna karşılık davalının geri verme borcunun doğması, malvarlıklarının birinin zararına ve yararına olmak olmak üzere karşılıklı yoksullaşma ve zenginleşmelerine bağlıdır bunun doğal sonucu olarak da, geri alma hak ve borcunun doğduğu an sebepsiz zenginleşme ve yoksullaşma olgusunun gerçekleştiği andır. Bu durumda geri isteme hakkının kapsamı da kural olarak, anılan hak ve borcun doğduğu tarih esas alınarak belirlenir.
Somut olayda, davacının 1450 m2 toplam işgal alanı için dava konusu edilen 2002-2008 döneminde yıllar itibariyle belirlenen ecrimisil bedelini davalıya ödediği, 2009 yılında yapılan ölçümlerde 761 m2 alanın komşu parsel sınırları içinde kaldığının tespiti üzerine davalı belediyenin 22.01.2009 tarihli yazısı ile bundan böyle 689 m2 alan için ecrimisil bedeli tahakkuk ettirileceğini davacıya bildirdiği, komşu 17 parselin hakkında gaiplik kararı bulunan 8 maliki adına kayyımın da davacıdan 09.10.2008 tarihinde 2007-2008 yılları için 700,00 m2 alan bakımından haksız kullanım bedelini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; taraflar arasında var olan hukuksal ilişkiye göre ecrimisil ödemelerinin yapıldığı, ancak 09.10.2008 tarihinde kayyımın 761 m2 alan için davacıdan geçmişe dönük ecrimisil bedeli talep ettiği ve davalı belediyenin yaptığı ölçüm sonucu 761 m2 alanda hak sahibi olmadığını tespit etmesi üzerine davalıya yapılan ödemelerin dayanağının ortadan kalktığı saptandığından belirlenen bu olgulara göre davalının sebepsiz zenginleşmede kötü niyetli olduğundan söz edilemez.
Hal böyle olunca; sebepsiz zenginleşmede davalının kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekirken, yazılı şekilde dava tarihinden önceki dönemle ilgi faize hükmedilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin değinilen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının kabulüne, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.