MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TESPİT-TAPU KAYDINDA DÜZELTİM
Taraflar arasında görülen tespit ve tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,Tetkik Hakimi ...'ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydında malik gözüken kişi ile aynı kişi olduğunun tespiti ile tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesi ile düzeltme hükmü kurmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 117 ada 9 parsel sayılı taşınmazın "..." adına kayıtlı olduğu, kadastro ile senetsizden zilyetliğe dayalı olarak 28.08.1992 tarihinde yapılan kadastro tespitinin kesinleşmesiyle 07.01.1993 tarihinde tapuya tescil edildiği, 107 ada 77 parsel sayılı taşınmazın ise "..." adına kayıtlı olduğu, kadastro ile senetsizden zilyetliğe dayalı olarak 27.07.1992 tarihinde yapılan kadastro tespitinin kesinleşmesiyle 07.01.1993 tarihinde tapuya tescil edildiği, davacının, çekişme konusu taşınmazların tapu kayıt malikleri ile aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi istemi ile eldeki davayı açtığı; 24.02.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında ise tapu kayıtlarının nüfus kaydına uygun "... kızı ..." olarak düzeltilmesini talep ettiği, davalı vekilinin aynı duruşmada davacının iddasını ispat etmesini bildirdiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı HMK'nin 141. maddesi hükmü uyarınca taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir.Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.
Somut olaya gelince,dava dilekçesiyle tapu kaydında düzeltim değil tapu kaydında malik gözüken kişi ile aynı kişi olduğunun tespitinin istendiği, ön inceleme duruşmasında ise tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istendiği ancak davalı vekilinin aynı duruşmada açık muvafakatının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki,Mahkemece tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğinin kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Yukarıda değinilen olgu ve 6100 sayılı HMK'nın 141. maddesi hükmü karşısında 24.02.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesine ilişkin beyanın değerlendirmeye alınması düşünülemez.Bu durumda hükmün 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi gereğince dava dilekçesindeki istekle bağlı olarak kurulması gerekeceğinde kuşku yoktur.
Bu tür davalarda mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek veya aynı kişi olduğunun tespitine karar verilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler ve olgular gözetilerek tarafların iddia ve savunmaları ile toplanan delillere göre tapu kayıt maliki ile davacının aynı şahıs olduğu yönünde tam bir kanaat oluştuğu taktirde davacı ile tapu kayıt malikinin aynı kişi olduklarının tespitine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de,24.02.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesine ilişkin beyanın değerlendirmeye alındığı taktirde yeni Tapu Sicil Tüzüğünün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği 17.8.2013 tarihinden sonra 13.11.2013 tarihinde eldeki tespit davasının açıldığı ( 24.02.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında tapu kaydında düzeltme istendiği) gözetilerek Tapu Sicil Tüzüğü gereğince davacının öncelikle tapu müdürlüğüne başvurma zorunluluğu getiren yasal prosedür izlenmeden doğrudan dava açtığından, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu gibi HMK 26. maddesi gözardı edilerek istek aşılmak suretiyle ve Tapu Sicil Tüzüğünün 25.maddesine göre malik sütununda bulunması zorunlu olmayan bilgilerden olan doğum tarihinin düzeltilmesine ve T.C. Kimlik numarasının eklenmesine karar verilmesi de isabetsizdir.
Davalı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.