MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Asıl davada davacılar, ortak mirasbırakanları...’in maliki olduğu ...... ve ... parsel sayılı taşınmazlarını mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla torunu olan davalı ...’e 21/03/2006 tarihinde görünürde ölünceye kadar bakım akdiyle devir ettiğini, murisin özel bir bakım gerektirecek hastalığının olmadığını, murisin, davalı ...’ın eşi olan ...’e devrettiği taşınmazlarla birlikte tüm malvarlığını devir ettiğini, ölünceye kadar bakım akdinin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek adı geçen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
Birleştirilen davada davacılar, ortak mirasbırakanları...’in maliki olduğu ... parsel sayılı taşınmazlarını mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla torunu ...’ın eşi olan davalı ...’e 21/03/2006 tarihinde görünürde satış sözleşmesi ile devir ettiğini, temlikin muvazaalı olduğunu ileri sürerek adı geçen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalılar cevap dilekçesinde, ölünceye kadar murise ...’in baktığını, davacıların ise muris ile hiç ilgilenmediğini, ...’ın bakım borcunu yerine getirdiğini, çekişmeli ... sayılı parselleri ise murisin hayır yapmak amacıyla bedeli karşılığında ...’e sattığını bildirip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı ...’ın bakım borcunu yerine getirtiği ve ölünceye kadar bakım akdinin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, davalı ...’e yapılan temlikin ise mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle birleştirilen davanın kabulü ile çekişmeli ... sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptaline ve ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/123 E 2010/110 K sayılı veraset ilamındaki mirasçılar adına payları oranında tesciline karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, muris...’in davalı ...’e yaptığı temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gözetilerek birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
Davacıların temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) m. 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. (818 s. Borçlar Kanununun (BK) m. 511). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m. 614 (BK) m. 514)).
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Somut olayda; muris...’in ölünceye kadar bakım akdini yaptığı tarihte tüm malvarlığının tespit edilmediği gibi bakım akdi ile devrettiği taşınmazların tüm malvarlığına oranının da açıklığa kavuşturulmadığı açıktır.
Hâl böyle olunca, muris...’in bakım akdi tarihinde tüm malvarlığı değerlerinin tespit edilmesi, bakım akdine konu taşınmazların tüm malvarlığına oranının ortaya çıkarılması, tespit edilen oranın makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığının diğer bilgi ve olgular göz önünde tutularak tartışıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile asıl davada yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacıların temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, asıl davadaki hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.