MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemenin görevsizliğine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekilince yasal süre içerisinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma isteği değerden reddedilip, dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, kayden maliki oldukları 1539 ve 1915 parsel sayılı taşınmazların "Kıyı Kanunu'' uyarınca ilk 50 metrelik alanda olması nedeniyle yapılaşma izni bulunmadığından bu alanın, davacılardan İbrahim tarafından yeşil alan olarak kullanılmak üzere bedelsiz olarak kamuya terk edildiğini; davalı belediyenin, imar plan tadilatı yaparak 7.11.2008 gün ve 08/66 sayılı karar ile taşınmazları önünde bulunan bu yeşil alanı "kamu alanından çıkararak, iki adet imar parseli haline getirdiğini, daha sonra bu imar parsellerini de kamudan ihdas ederek kendi adına kayıt ve tescil ettirdiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır.
Davalı ise; yolsuz tescilin sözkonusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın idari yargı görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizliğe ilişkin olarak verilen karar, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacılar adına kayıtlı çekişme konusu taşınmazların bir bölümünün kamuya terkedildiği, daha sonra belediye tarafından yapılan imar değişikliği ile özel mülkiyete konu hale getirildiği, bilahare davalı ... encümeninin 19.02.2009 tarih ve 11 sayılı kararı ile oluşan parsellerin ihdasen belediye adına tesciline karar verildiği ve bu şekilde 2201 ve 2202 parsel sayılı taşınmazların davalı adına kayıtlı olduğu görülmektedir.
Öte yandan; davalı ... tarafından yapılan imar planı değişikliğinin .... İdare Mahkemesinin 2009/1265 E ve 2010/1713 K sayılı kararı ile iptal edildiği ve kararın 11.04.2014 tarihinde Danıştay denetiminden geçmek suretiyle kesinleştiği görülmektedir.
Ne var ki; özel mülkiyete konu olan taşınmazlardan sahiplerinin rızası ile umumi hizmetlere bedelsiz olarak terk edilen ancak, daha sonra imar değişikliği yapılarak özel mülkiyete elverişli parsel haline getirilen yerlerin bedelsiz olarak eski maliklerine verilmesi istenemez. Başka bir deyişle bu yerin sonradan yapılan imar düzenlemesi ile park olmaktan çıkarılıp, özel mülkiyete elverişli hale getirilmesi eski malikine bu yeri geri isteme hakkını kazandırmaz.
Hâl böyle olunca, yukarıdaki ilkeler uyarınca bir değerlendirme yapılarak, idare mahkemesince verilen karar da irdelenmek suretiyle varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davacıların temyiz itirazının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.