MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACILAR: ... V.D.
DAVALILAR: ... V.D.
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraf vekilerince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların mirasbırakanı...l’un kayden malik olduğu 37 ada 97 parsel (ifrazan 37 ada 358 parsel, imar sonrası 1273 ada 358 parsel) sayılı taşınmazını 10/05/1984 tarihinde SSK Hastanesi yapılmak üzere şartlı olarak Belediye’ye bağışladığı, taşınmazın Belediye tarafından da 08/07/1993 tarihinde sağlık istasyonu yapılmak üzere SSK Genel Müdürlüğü’ne bağışlandığı anlaşılmaktadır.
Davacılar, bağışlama şartının yerine getirilmediğini ileri sürerek tapu iptali ve miras payları oranında tescil isteği ile eldeki davayı açmışlardır.
Gerçekten de, bağışlama tarihinden dava tarihine kadar mükellefiyet veya şarta ilişkin edimde bulunulmadığı, taşınmazın bağışlandığı şekilde aynen kaldığı, bağış koşulunun yerine getirilmediğinin sabit olduğu; 5283 sayılı yasa gereği sağlık tesislerinin Sağlık Bakanlığı’na devri nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sağlık tesisi yapma yetkisinin kalmadığı, bu durumda bağış koşulunun gerçekleşmesinin hiçbir şekilde mümkün bulunmadığı saptanarak kayıt maliki Sosyal Güvenlik Kurumu hakkında davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı ...’nun bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davalı ...’nin temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere, kural olarak tapu iptal ve tescil davaları kayıt maliki aleyhine açılır. Bu suretle açılan dava sonucu verilecek hüküm infaz kabiliyeti taşır. Davalı ...’nin halen kayıt maliki olmadığı gözetilerek sıfat yokluğu nedeniyle hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, dava konusu taşınmaz 358 parsel sayılı taşınmaz olduğu halde, hükümde “258 parsel” olarak gösterilmesi, ayrıca hükümden önce keşfen belirlenen değer üzerinden tamamlama harcı yatırılmasına rağmen yargılama giderlerinin hesaplanmasında bu durumun dikkate alınmaması ve hükümdeki bu hataların maddi hata olarak değerlendirilerek, davacı tarafın HMK 304. maddesi uyarınca yaptığı tavzih talebinin değerlendirilmesi gerekirken bu konuda işlem yapılmamış olması da doğru değildir.
Davacılar ve Belediye vekillerinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlere hasren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.