MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTAL VE TESCİL MÜMKÜN OLMAZ İSE TENKİS
Taraflar arasındaki davadan dolayı .... 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.9.2012 gün ve 2010/192 esas 2012/364 karar sayılı hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkin olan 8.5.2013 gün ve 3307-7147 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava; hile ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece; çekişmeye konu 101, 253, 267, 383, 583, 589 ve 657 nolu parsellerin satış suretiyle davalıya temlikinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesi ile bu taşınmazlar yönünden tapu iptal ve tescil isteğinin kabulüne, çekişmeye konu 141 ve 575 nolu parseller yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile katılma yoluyla davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dairece; Davacı yanın temyiz başvuru dilekçesinin davalıya 05.01.2013 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, temyiz dilekçesinin 17.01.2013 tarihinde verildiği, 1086 sayılı HUMK'un 433/2. maddesi uyarınca katılma yolu ile temyiz isteğinde temyiz süresi temyiz dilekçesinin tebliğ tarihinden itibaren 10 gün olduğu, bu durumda kararın davalı tarafından yasal 10 günlük süre geçirildikten sonra temyiz edilmiş olduğunun anlaşıldığı belirtilmek suretiyle süresi içinde yapılmayan davalının temyiz isteğinin reddine. Davacının temyiz itirazlarına gelince; davacı yararına dava konusu taşınmazların keşfen saptanan değerine göre davacının miras payı gözetilerek tespit edilecek miktar üzerinden nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı belirtilmek suretiyle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile vekalet ücreti yönünden hükmü düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Ne var ki, karar düzeltme aşamasında eksiğin tamamlanması yoluyla evrak arasına alınan ... ... Merkez Müdürlüğünün 24.02.2014 tarihli cevabi yazısından; davalı vekilinin, davacı tarafın temyiz dilekçesini 07.01.2013 tarihinde tebellüğ ettiği ve kararı yasal 10 günlük süre içerisinde 17.01.2013 tarihinde katılma yolu ile temyiz ettiği dosya kapsamı ile sabittir. Öyleyse davalının temyiz isteğinin süresinde olduğu açık olup, işin esasına girilerek yapılan inceleme neticesinde;
Davacı; miras bırakan babası...'in gözlerinin görmemesinden yararlanan davalı kardeşinin tedavi bahanesiyle murise imzalattırdığı vekaletname ile çekişmeye konu taşınmazları satış göstermek suretiyle adına temlik ettirdiğini, murisin iradesinin fesata uğratıldığını, bu olgunun sabit kabul edilmemesi halinde ise temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve mirasçılar adına tescil istekli eldeki davayı açmış, yargılama sırasında talebini miras payına hasretmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; miras bırakan....'in 267, 583 ve 589 parsel sayılı taşınmazları ile, 101, 253 ve 383 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını dava dışı vekili ... ...'nun 30.04.2004 tarihinde satış suretiyle davalıya temlik ettiği, 1924 doğumlu olan miras bırakanın 02.06.2007 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak davacı kızı, davalı oğlu ile dava dışı eşi ... ... ile çocukları...., ..., ... ve ...'nun kaldıkları, çekişmeye konu 657 nolu parsele ise davalının 21.03.1996 tarihinde bağış suretiyle malik olduğu, 141 ve 575 nolu parsellerin ise davalı ile ilgisinin bulunmadığı görülmektedir.
Mahkemece, miras bırakanın vekili aracılığı ile davalıya yapmış olduğu temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu belirlenmek suretiyle 101, 253, 267, 383, 583 ve 589 parseller bakımından davanın kabulüne, çekişmeye konu 141 ve 575 nolu parsellerin ise davalı ile ilgisinin bulunmadığı belirlenmek suretiyle bu taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacı vekili ile davalının bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Tarafların öteki temyiz itirazlarına gelince;
Evrak arasına alınan 657 nolu parselin çap kaydına göre anılan taşınmaza davalının 21.03.1996 tarihinde bağış suretiyle malik olduğu görülmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki; bağış suretiyle yapılan temlikler bakımından 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uygulanamayacağı tartışmasız olup, şartlarının mevcut olması halinde tenkise tabi olacağı açıktır.
Hal böyle olunca, 657 nolu parselin davalıya bağışlanmasına ilişkin dayanak resmi akit ile tedavüllü tapu kaydının ilgili tapu müdürlüğünden getirtilerek, taşınmazın evveliyatta miras bırakanla ilgisinin bulunup bulunmadığının ve miras bırakandan davalıya bağış yolu ile geçip geçmediğinin şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, bağış yolu ile geçtiği saptanır ise bu taşınmazla ilgili tapu iptal ve tescil isteğinin dinlenmeyeceği, ancak davada terditli olarak tenkis talebinde de bulunulduğuna göre; tenkis hükümlerinin (başta Türk Medeni Kanunu'nun 571. maddesi) değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; davacının adli müzaharet talebinin kabul edilmiş olması karşısında, dava konusu taşınmazların keşfen saptanan değerine göre davacının miras payına isabet eden miktar üzerinden davacı taraf yararına nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması isabetsiz olduğu gibi, davalının fazla karar ilam harcından sorumlu tutulmuş olması da isabetsizdir.
Anılan hususlar davalının karar düzeltme istemi üzerine bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından davalının karar düzeltme isteğinin HUMK'nin 440. maddesi gereğince kabulüne, Dairenin 08.05.2013 tarihli, 2013/3307 Esas, 2013/7147 Karar sayılı düzeltilerek onama kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 18.09.2012 günlü ve 2010/192 Esas, 2012/364 sayılı kararının açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.4.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.