MAHKEMESİ : ÇİFTELER ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/07/2013
NUMARASI : 2012/124-2013/198
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi . .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, cebri icrada alacağına mahsuben satın aldığı ve kayden maliki olduğu 281 ada 145 parsel sayılı taşınmazın kullanımını, aralarında düzenlenen protokol gereğince davalıya bıraktığını, ancak 30.04.2011 tarihli ödeme yapılmadığı ve aralarındaki protokol sona erdiği halde davalının haksız yere taşınmazı teslim etmediğini, ihtarname keşide ettiği halde sonuç alamadığını, bu konuda Çifteler Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/2 Değişik İş sayılı dosyasından tespit yaptırdığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve taşınmazın teslimine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 6100 sayılı HMK'ya uygun dava dilekçesi verilmediğini, delillerin tebliğe çıkartılmadığını, dava değerinin düşük gösterildiğini, davacının harçtan muaf olmadığını, taraflar arasında delil sözleşmesi bulunması sebebi ile yeni delil sunulamayacağını, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın tahliye davası olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kira ilişkisi olduğu gerekçesi ile davanın reddine, davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yerolmadığına karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, HUMK'nin 4l3. ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 26., 27., 28., 30. ve 32. maddelerinin öngördüğü işlemin yerine getirilmesi ve gerekli olan harcın alınması zarureti vardır.
./..
Bilindiği üzere; Harçlar Kanunu, harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. 492 sayılı Kanunun 32. maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır.
Bu durumda, davacı Banka harç yatırmaksızın dava açtığı ve yargılama sırasında harç ikmal edilmediği halde, yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında karar verilmiş olmasının doğru olduğu söylenemez.
Hâl böyle olunca, davacı Banka'ya harç ikmali yaptırılması, ondan sonra yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken davanın harçsız görülmesi sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yerolmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy