(Tapu Sicili Tüzüğü m. 52, 74)
Dava: Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonucunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamalar dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkin olup, 17.01.2013 tarihinde 6100 sayılı HMK'nun yürürlüğü zamanında açılmıştır.
İlgili Tapu Müdürlüğü, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; imar parseli niteliğinde olan 1461 ada 1 parsel ile 1458 ada 2 parsel sayılı taşınmazların evveliyatı olan 6 kadastro parselinin 07.08.1979 tarihinde yapılan kadastro çalışması ile beş eşit pay üzerinden S. oğlu B., eşi H. ve evlatları S., D. ve S. adlarına tespit ve tescil edildiği, B. oğlu S. K.'ya ait nüfus kaydına kütükte rastlanılmadığı, ancak B. oğlu S.'a ait Keşan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/57 E. 2012/220 K. sayılı veraset ilamının dosya arasında bulunduğu, ilamda S.'ın B. ve H.'nin bekar ve çocuksuz olarak ölen evlatları olduğunun belirtildiği, mirasçıları arasında kardeşi S. ile D.'nun çocuklarının bulunduğu, aynı mahkemenin 2011/ 943, 944 ve 945 esas sayılı dosyalarında da annesi H., babası B. ve kardeşi S.'a ait veraset ilamlarının hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.
Davacı, Keşan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1002 esas sayılı dosyasında kendisine verilen yetki uyarınca, 1461 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile 1458 ada 2 parsel sayılı taşınmazda paydaş olan ''B. oğlu S.'ın'' nüfusa kaydı yapılmadan bekar ve çocuksuz olarak ölen ''B. ve H.'nin oğlu S.'' olduğunu, anne ve babasının sonradan soyisminin ''K.'' olarak tescil edildiğini ileri sürerek, kayıt malikinin soyisminin de ''K.'' olarak eklenmesi suretiyle tapu kaydının düzeltilmesi isteği ile eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere, taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Öte yandan, asıl olan nüfus kayıtları olup, tapu kayıtlarındaki kimlik bilgileri nüfus kayıtları esas alınarak düzeltilebilir. Kimlik bilgileri yalnızca nüfus kaydına göre düzeltilebileceğinden o kişinin öncelikle soyadı almış olması gerekir. Nüfusa kaydedilmeden ölmüş veya herhangi bir nedenle nüfusta kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de, bu gibi durumlarda tapu malikinin davacının ileri sürdüğü kişi ile aynı şahıs olduğunun kanıtlanması halinde çoğun içerisinde az da vardır kuralı gereğince bu yönde bir tespit kararı verilmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazlar bakımından tapu kayıt maliki "B. oğlu S." ile Keşan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/57 E.- 2012/220 K. sayılı veraset ilamında belirtilen murisin aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile nüfusta kaydı olmayan kişi bakımından tapu kayıtlarına soyisim eklenmek suretiyle düzeltim kararı verilmiş olması isabetsizdir.
Sonuç: Davalının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy