MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TENKİS
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, mirasbırakan ...’nun, 1456 ada 346 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1, 7, 8, 15 ve 16 nolu bağımsız bölümlerin intifa hakkı saklı kalmak kaydı ile davalı ... Vakfına bağışladığını, temlikin saklı payına tecavüz ettiğini ileri sürerek saklı payı oranındaki kısmının iptali ile adına tescile, mümkün olmadığı takdirde şimdilik 75.000,00TL'lik kısmın tenkisi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, manevi ve uhrevi gaye dışında hiçbir saik güdülmeksizin temlik yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece "...Somut olaya gelince, miras bırakan ...’nun 10.11.2009 tarihinde boşanmış olarak ölümü ile mirasçıları olarak manevi evlatları davacı ... ve dava dışı ... ile ...'nin kaldıkları, miras bırakanın, dava konusu 346 parsel sayılı taşınmazdaki, 1, 7, 8 ,15 ve 16 nolu bağımsız bölümlerinin, 20.1.1997 tarihli resmi akit ile intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini kayıtsız ve şartsız olarak davalı ... Vakfına hibe ettiği ve halen davalı vakıf adına adına kayıtlı olduğu, hibe edilen taşınmazların miras bırakanın tüm malvarlığını oluşturduğu, tanıkların, miras bırakanın, evlat edindiği yeğenlerine malları bırakmak istemediğini ifade ettikleri, öte yandan, miras bırakanın davacı aleyhine evlatlık bağının kaldırılması isteğiyle 2002 yılında açtığı davanın, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.4.2003 tarihli, 2002/398 esas, 2003/343 karar sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmaktadır. Tüm bu olgular yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, miras bırakanın davacının saklı payını ihlal kastıyla hareket ettiğinin kabulü gerekir. Öyleyse, Mahkemece, miras bırakanın sadece manevi duygularla davalı Vakfa bağışta bulunduğu, saklı payı ihlal kastının olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olduğu söylenemez. Hal böyle olunca, tarafların tüm delillerinin toplanması, yukarıda değinilen açıklamalar ve ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek ve yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir..." gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hâkimi ...' nün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davalının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 3.842.45 .-TL. bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 04/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy