MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan ... oğlu ...’ın maliki olduğu ... parsel sayılı taşınmazdaki payını mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalıya temlik ettiğini ileri sürerek, miras payları oranında iptal ile adlarına tescile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, işlemin muvazaalı olmadığını, bedeli karşılığında alındığını, mirasbırakanın ... parsel sayılı taşınmazı davacı ...’ye devrettiğini, açılan dava neticesinde iptal-tescile karar verildiğini, çocuklarının mirasbırakana bakmadığını, kendisinin ilgilendiğini, davacılara karşı açılan ecrimisil davasının derdest olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların pay oranında talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’ın 28.08.2003 tarihinde ölümü ile geriye mirasçıları davacı oğulları ... ve ..., dava dışı çocukları ..., ..., ..., ... ve ...’ın kaldığı, davalının ...’ın eşi olduğu, çekişme konusu ... parsel sayılı 6.900 m² miktarlı tarla ve fındık bahçesi nitelikli taşınmazın 51/136 payının mirasbırakan tarafından 09.06.2003 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi terekeye ait bir hakla ilgili olarak açılacak davalarda kural olarak; tereke 4721 Sayılı Türk Medeni Yasası’nın 701 ve devam eden maddelerine göre elbirliği mülkiyetine tabi olduğundan yasal istisnalar dışında(örneğin TM Yasası 702/son) tüm mirasçıların birlikte hareket etmeleri veya aynı yasanın 640. maddesine göre terekeye temsilci atanması ve bu yolla davanın yürütülmesi gerekir.
Ancak dava, halefiyet esasına göre tereke adına değil de kendi miras payı için açılmış ise tüm mirasçıların onayının alınmasına gerek bulunmamaktadır. (Yargıtay HGK 11.11.2009 T. 2009/1-458 E.N, 2009/498 K.N.)
Muris muvazaası iddiasına dayalı davalarda 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; hakkı zedelenen her mirasçı kendi miras payı oranında istekte bulunabileceği gibi; taşınmazın terekeye iadesini, diğer bir deyişle tüm mirasçılar adına iptal ve tescilini de isteyebilir.
Somut olayda, isteğin davacıların miras payı oranında adlarına tescil yönünde olduğu açıktır.
Hâl böyle olunca, işin esasına girip yargılamanın sürdürülmesi ve sonuca göre karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy