MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, maliki olduğu ... parsel sayılı taşınmazının pazarlanması ve satışı için yakın arkadaşı davalıya devrettiğini, temlikten sonra taşınmaza sit alanı şerhi konulduğunu, bunun üzerine aralarında düzenledikleri protokol gereği dava konusu taşınmazın pazarlanması ve satış bedelinin ortaklık sözleşmesi gereğince paylaşılması gerekirken davalının kendisi ile görüşmekten imtina ettiği ve taşınmazın satışı için işlemlere giriştiğini ileri sürerek taşınmazın ½ payının iptali ile adına tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, düzenlenen sözleşme gereği taşınmazdaki sit alanı şerhi kalkmazsa davacının taşınmazı maliyetine geri alacağı, kaldırılırsa yapılacak satıştan elde edilecek paranın %50'sinin davacıya verileceğinin, kararlaştırıldığını sit alanı şerhinin uzun uğraşlar sonucu terkin edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının protokol gereği edimini yerine getirdiği, ancak anlaşmanın geniş yorumlanarak davacının bedel yerine taşınmazın ½ payını da talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1562 parsel sayılı 48.219m2 miktarlı tarla nitelikli taşınmaz davacı adına kayıtlı iken, 18.12.2009 tarihli satış akdi ile davalıya temlik edildiği, taraflar arasında 17.01.2011 tarihli “protokoldür” başlıklı belgede, dava konusu taşınmazda davacı ve davalının ortak olduğu, taşınmaza 17.12.2009 tarihinde sit alanı şerhi konulduğu, şerhin kaldırılması halinde yapılacak satıştan elde edilecek bedelin %50’sinin davalı tarafından davacıya verileceği, şerhin kaldırılamaması halinde ise davacının taşınmazı maliyetine geri alacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, gerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 706., gerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 237. ve 2644 sayılı Tapu Kanunun 26. maddeleri uyarınca tapulu taşınmazların satışının resmi şekilde yapılması zorunludur. Bu nedenle harici satışlara mülkiyetin devri anlamında hukuksal bir değer verilemez.
Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen 17.01.2011 tarihli adi yazılı sözleşmenin kanunun aradığı anlamda mülkiyetin naklini doğuracak bir akit olmadığı açıktır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.