MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacı, 26 parsel sayılı taşınmazdaki 2 no'lu bağımsız bölümde davalı ile 1/2 pay oranında paydaş olduklarını, boşanma davasından kısa bir süre önce ortak konut olan bu yeri terk etmek zorunda kaldığını, davalının o tarihten bu yana taşınmazı kullanmasına rağmen bugüne kadar kendisine herhangi bir kira bedeli ödemediğini ileri sürerek boşanma davasının açıldığı 02/09/2010 tarihinden, dava tarihine kadar şimdilik 15.000,00 TL ecrmisilin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, boşanma davasının kesinleşmesine kadar olan dönem için ecrimisil talep edilemeyeceğini, davacının onayı ile taşınmazda oturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının, davacının onayı ile taşınmazda oturduğu iddiası ispat edilemediğinden davanın kabulüne karar karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 775 ada 26 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümün ½ 'şer oranda davalı ve davacı adına kayıtlı olduğu, davacı tarafından 02/09/2010 tarihinde davalı aleyhine boşanma davası açıldığı, davanın kabul edildiği ve hükmün 07/11/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere ecrmisil, malik olmayan kötü niyetli işgalcinin, zilyet olmayan malike ödemekle sorumlu olduğu bir tazminattır. TMK'nın 995.maddesinde ve 08/03/1950 gün ve 22/4 sayılı YİB kararında da kabul edildiği gibi, başkasına ait şeyi haksız olarak kullanmış olan ve bu kullanımı iyiniyete dayanmayan kimse o şeyi elinde tutmuş olmasından doğan zararları tazmin ile yükümlüdür.
Somut olayda; tarafların evliliği boşanma kararının kesinleşmesi ile sona erdiğine göre, boşanmanın kesinleşmesine kadar haksız işgalin söz konusu olmayacağının ancak boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren davalının kötü niyetli sayılacağının kabulü gerekir.
Hâl böyle olunca mahkemece, boşanma kararının kesinleşme tarihinden itibaren davalının kötü niyetli olduğu kabul edilerek, bu tarihten sonrası için hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davalı vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.