MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacılar, mirasbırakan ...'nın, mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla 2066 ada 30 parsel sayılı taşınmazını ikinci eşi davalıların murisi Ahmet Sarıkaya'ya satış suretiyle temlik ettiğini, ikinci eşinin kandırması ve korkutması sonucunda murisin taşınmaz devrini yaptığını, murisin işlem sırasında fiil ehliyetine de haiz olmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar ... ve ..., temlikin bedeli karşılığı yapıldığını, iddiaların doğru olmadığını, murisin fiil ehliyetinin tam olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar, yargılamaya katılmadıkları gibi davaya cevap da vermemişlerdir.
Asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “mirasbırakan ...’nın çekişme konusu taşınmazı davalıların murisine temlik ettiği tarihte fiil ehliyetine haiz olduğunun ... Kurumundan alınan rapor ile saptanmak, öte yandan, dava konusu taşınmazın davalılar murisine temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu belirlenmek suretiyle mirasçı olan davacılar bakımından davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalıların, bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Davacıların ve davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; davacılar ..., ... ve ...’ın dosyaya ibraz edilen mirasçılık belgesinde gösterilen mirasçılar arasında yer almadıkları görülmektedir. Ayrıca, davacı ...’ın dava açan avukata verdiği bir vekaletname de dosyada bulunmamaktadır.Bilindiği gibi, davanın görülebilmesi için davacının dava konusu taşınmazda hak sahibi olduğunun, dolayısıyla sıfatının bulunduğunun ispatlanması gerekir. Somut olayda, davanın yukarıda açıklanan niteliğine göre mirasçı olmayan davacıların dava açma sıfatlarının olduğu söylenemez. Öte yandan; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. (6100 sayılı HMK.nın 297/1-b) maddesinde açıklandığı gibi, hükümde, tarafların ve davaya katılanların kimlikleri, varsa kanuni temsilcileri ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin yer alması gerektiği kuşkusuzdur. Öyleyse, mahkemece, birleşen davanın davacılarının karar başlığında gösterilmemiş olması da doğru değildir. Hâl böyle olunca; birleşen davanın davacılarının karar başlığında gösterilerek usûl hükümlerine uygun karar oluşturulması, mirasçı olmayan davacılar ..., ... ve ... bakımından davanın reddine karar verilmesi ile reddedilen kısım için kendini avukatla temsil ettiren davalılar yararına avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi ...’ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davalıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 11.924,80 .-TL. bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, 11.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy