MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Davacı, maliki olduğu 99 parselin 1/46 payını, davalı ile olan evliliğinin devamını sağlamak amacıyla teminat olarak davalıya temlik ettiğini, evlilik sağlandığında yerin iade edileceğini, taşınmazı devralan davalının hiçbir neden olmadığı halde kendisinden ayrıldığını, hile ile işlem iradesinin sakatlandığını, tarihsiz adi yazılı belge ile davalının yeri teminat olarak devraldığını kabul ettiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazdaki 1/46 payın kendisine teminat olarak verilmediğini, bu payı bedelini ödeyerek davacıdan devraldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen karar Dairece "...iddianın ileri sürülüş biçimi ve mahiyeti ile fotokopisi sunulan belge içeriğine göre somut olayda Borçlar Yasasının 65. maddesinin uygulama yerinin bulunmadığı, davada hile ve inançlı işlem iddialarına dayanıldığı açıktır.Oysa mahkemece, bu yönde her hangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır.Bu yönlerden gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir...” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairenin bozma ilamında iddianın ileri sürülüş biçimi ve mahiyeti ile fotokopisi sunulan belge içeriğine göre davada hile ve inançlı işlem iddialarına dayanıldığı belirtilmiş, mahkemece de bozma ilâmına uyulmuştur. Bozma ilâmına uyulması ile taraflar yönünden usuli kazanılmış hak doğacağından mahkemece bozma ilâmı yönünden araştırma ve inceleme yapılması zorunludur.
Ancak, mahkemece bozma ilâmına uyulduğu halde sadece inançlı işlem yönünden değerlendirme yapılmış, hile iddiası yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, hile iddiası üzerinde de durularak araştırma ve değerlendirme yapılması ve bu konuda bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek sonuca gidilmesi doğru değildir.
Davacının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy