.....
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı ile ortak mirasbırakanları ...’nun maliki olduğu 1047 parsel sayılı ( geldisi 764 ) taşınmazını mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla oğlu olan davalı ...’na satış suretiyle devrettiğini, temlikin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile muris adına tescilini, olmadığı takdirde tenkisini istemiştir.
Davalı, davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi gerektiğini, aksi takdirde; murisin 96 yaşında öldüğünü, bakıma muhtaç olan muris babasına baktığını, murisin sabit geliri olmaması nedeniyle çekişmeli taşınmazı satmak istediğini, bunun üzerine kendisinin aldığını, satışın gerçek olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin karar Dairece ilk olarak ‘’ Hal böyle olunca, davada yer almayan mirasçının olurunun alınması ya da miras şirketine TMK.'nun 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile yargılamanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek esas hakkında hüküm kurulması doğru değildir. ‘’ gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne ilişkin karar Dairece ikinci olarak ‘’ Yukarıda değinilen somut olaylar açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; miras bırakanın gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırmak olmadığı, böyle bir niyeti olsa idi tüm taşınmazlarını devredebileceği, akitte gösterilen bedel ile gerçek bedel arasında aşırı fark var ise de bu hususun tek başına muvazaanın kanıtı sayılamayacağı sonucuna varılmaktadır. O halde, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. ‘’ gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ile davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
./..
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, muvazaa olgusunun ispatlanamadığı saptanarak davanın reddine karar verilmesi doğrudur. Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde değildir, Reddine.
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davanın taşınmazın aynına ilişkin olduğu ve yargılama sırasında yapılan keşif sonucunda çekişme konusu 1047 parsel sayılı taşınmazın dava tarihi itibariyle toplam değerinin 393.569,00 TL olarak saptandığı ve 02/06/2011 tarihli makbuz ile de davacının miras payına karşılık gelen değer ( 95.138,04 TL ) üzerinden harcı tamamladığı gözetildiğinde, anılan ( 95.138,04 TL ) bu değer üzerinden davada vekille temsil edilen davalılar yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hükmün ( 4. ) bendinde yazılı ‘’ 1500,00 TL. ‘’ ibaresinin çıkarılmasına, yerine ‘’ 10.011,04 TL ‘’ ibaresinin yazılmasına, davalıların temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı H.M.K.'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy