MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, duruşma isteği değerden reddedilip, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
Davacı, kendisi ve dava dışı oğlu aleyhine başlatılan icra takiplerinden kurtulmak amacıyla maliki olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmazı hisselendirerek satmak istediğini, bu kapsamda 17.11.2008 tarihli sözleşme ile taşınmazın 439,00 m2’lik kısmının satışı hususunda davalı ... ile anlaştıklarını ancak hisse satışının mümkün olmaması ve 3. kişilerin taşınmazı haczini engellemek amacıyla tamamının davalı ...’a devredildiğini, davalı ... ve dava dışı eşi ...’ın taşınmazın kalan kısmını istenildiğinde iade edeceklerini bildirdiklerini ancak bir süre sonra taşınmazın tamamını haksız şekilde kullanmaya başladıklarını, davalı ...’ın taşınmazı diğer davalı oğlu ...’a temlik ettiğini ileri sürerek, 439,00 m2 dışında kalan tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde şimdilik 1.000,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, satış işleminin gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Çekişme konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmaz davalı adına kayıtlı iken 24.09.2009 tarihinde davalı ...’a, ... tarafından da 09.08.2013 tarihinde diğer davalı oğlu ...’a satış suretiyle temlik edildiği kayden sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ve 33. maddelerine göre; olayları bildirmek ve ileri sürmek taraflara, bu kapsamda nitelemeyi yapmak ve belirlenecek hukuki tavsifle ilgili olarak tatbik edilecek kanun hükümlerini tespit ve tayin ederek uygulamak hakime aittir.
Dava dilekçesi içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden, davada taraf muvazaası hukuksal nedenine dayanıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği ve 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere bu tür iddiaların yazılı belge ile, yazılı belge yok ise yemin delili ile kanıtlanması gerekeceği tartışmasızdır.
Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen ve davalı tarafından imzası inkar edilmeyen 17.11.2008 tarihli belge, taşınmazın 439 m2’lik kısmının satıldığına dair İçtihadı Birleştirme Kararının aradığı anlamda yazılı delil niteliğindedir. İl Tarım Müdürlüğünden verilen cevabı yazıya göre de tarla niteliğindeki çekişmeli taşınmazın bölünebilmesi 5403 sayılı Yasaya göre mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davacının muvazaa iddiasını kanıtladığı ancak taşınmazın bölünebilmesine 5403 sayılı Yasanın engel olduğu gözetilerek iptal tescil isteğinin reddedilmesi doğrudur ancak davacının satma iradesi olan 439 m2 dışındaki 5.327,98 m2’lik bölüm yönünden davacının bedel isteğinin kabulüne karar verilmesi, bu istek kabul edilirken davacının dava dışı oğlu Hasan’ın, Manyas İcra Müdürlüğünün 2006/1017 Esas sayılı icra takip dosyasındaki alacaklı ...’e davalının 20.000,00 TL ödeme yaptığının gözetilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının değinilen yön itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.