MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, kayden maliki olduğu 313 parsel sayılı taşınmazın cebri satış kararına dayanarak idari işlemle yolsuz şekilde davalı adına tescil edildiğini,... İcra Müdürlüğünün 2007/5522 sayılı dosyasında yapılan cebri ihale henüz kesinleşmeden icra müdürünün 22.12.2011 tarihli yazısına istinaden davalının tescil talebi mülkiyetin üçüncü kişiye ait olduğu gerekçesiyle reddedildiği halde, daha sonra genel müdürlük yazısına istinaden adına olan tapu kaydının terkin edilerek davalı lehine tescil yapıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesi isteğiyle eldeki davayı açmıştır.
Davalı, dava konusu taşınmazı usulüne uygun yapılan cebri ihale ile satın aldığını, mülkiyeti ihale tarihinde edindiğini, davacının hacizli olduğunu bilerek taşınmaza daha sonra kötü niyetle malik olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı, dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek iyi niyetle satın aldığını, alım gücünün bulunduğunu, dahili dava yoluyla bir kimseye taraf sıfatı verilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın ihalesinin feshi için açılan davanın .... İcra Mahkemesinin 2011/804 esas, 2011/945 karar sayılı kararıyla reddedildiğini, kararın derecattan geçerek kesinleştiğini, 313 parselin davalı ... adına tescili sırasında icra dosyası kesinleşmemiş ise de ihalenin feshine yönelik talebin haksız olduğunun belirlendiği, icra müdürlüğünce yapılan işlemlerin ve tapu kaydının doğru bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden ve noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen kayıt ve belgelerden; çekişme konusu 313 parsel sayılı taşınmazın ... adına kayıtlı iken 05.07.2007 tarihli akitle ...'e, ondan da 15.12.2011 tarihli akitle davacıya satış suretiyle temlik edildiği, daha sonra .... İcra Müdürlüğünün 21.12.2011 tarih, 2007/5522 esas sayılı İcra Müdürlüğünün satış yazısına istinaden davalı ...'a ihale edilmekle 10.02.2012 tarihli akitle cebri satış nedeniyle alıcı davalı ... adına tescilin yapıldığı, ardından eldeki dava açıldıktan sonra 24.04.2012 tarihli akitle ise, ...'e satış suretiyle temlik edildiği, bunun üzerine son kayıt malikinin usul hükümlerine uygun olarak davaya dahil edildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan; alacaklı.... tarafından ... Bankasından keşide edilen 5 ayrı çek' e istinaden 02.11.2007 tarihinde, ... İcra Müdürlüğünün 2007/5522 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, anılan icra takibi sırasında dava konusu 313 parsel sayılı taşınmazın 05.07.2007 tarihinde dava dışı ...'e satış suretiyle devrinin yapıldığı, daha sonra 12.03.2009 tarihinde 313 ve diğer parsellere haciz konulduğu, ardından 21.09.2010 tarihinde yapılan ihale ile taşınmazın davalıya ihale olunduğu görülmektedir.
Diğer taraftan, dava konusu taşınmazın ihalesinin feshi için borçlu ...'in 27.09.2010 tarihinde açtığı davanın, ... İcra Mahkemesinin 21.10.2010 tarih, 2010/834 esas, 2010/953 karar sayılı kararı ile iddianın sabit olmadığından reddine karar verildiği, kararın derecattan geçerek 28.11.2011 tarihinde kesinleştiği, yine dava dışı ... tarafından 16.09.2011 tarihinde açılan ihalenin feshine yönelik diğer davanın ise, ... İcra Mahkemesinin 17.11.2011 tarih, 2011/804 esas, 2011/945 karar sayılı kararı ile davacının İcra İflas kanununun 134/2. maddesinde sayılan dava açabilecek kişilerden olmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, kararın derecattan geçerek 21.02.2013 tarihinde kesinleştiği ve eldeki davanın da bu davanın kesinleşmesi beklenmeden icra müdürlüğünün tapuya taşınmazın tescili için yazdığı yazı doğrultusunda yapılan tescilin yolsuz olduğu iddiasına dayanıldığı sabittir.
Ayrıca, yukarıda içeriği açıklanan icra takibi devam ederken borçlu ...'ın 313 parsel sayılı taşınmazı yeğeni ...'e devrinin alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı iddiasıyla 18.12.2007 tarihinde tasarrufun iptali davası açıldığı, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.06.2008 tarih, 2007/462 esas, 2009/51 karar sayılı kararı ile, taşınmazın borcun doğumundan sonra ve zarar verme kastıyla devrinin yapıldığı gerekçesiyle .... İcra Müdürlüğünün 2007/5522 esas sayılı takip dosyasında alacak ve ferilerini karşılayacak kısmında 313 ve diğer parsellerde alacaklı tarafa cebri icra yetkisi tanınmasına karar verildiği, kararın derecattan geçip kesinleştiği, bu dosya bakımından yargılamanın yenilenmesi istendiği, son olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/396 esas, 2014/564 karar sayılı kararı ile birleştirilen dosya üzerinden verilen kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 30.06.2015 tarih, 2015/5635 esas, 2015/9319 karar sayılı kararı ile, “yargılamanın yenilenmesine dair talebin kısmen kabulü gerektiği” gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği açıktır.
Bilindiği üzere; tapu kaydındaki tescilin geçerli bir hukuki sebebinin olması gerektiğinde kuşku yoktur.
Öte yandan, hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165. maddesi, " bir davada hüküm verilebilmesi başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir" hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan; İcra Tetkik Merciinde görülen ihalenin feshi davası ile taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlık irdelenmeyip, İcra Hukuku ile sınırlı olarak yapılan işlemlerin uygunluğu ve ihalenin yöntemine uygun icra edilip edilmediği değerlendirilmektedir.
Bilindiği gibi, İİK.' nun 18. inci maddesi uyarınca icra yargılaması basit yargılama usulüne tabidir. Öte yandan 134. maddenin ikinci fıkrasında öngörüldüğü üzere ihalenin feshi Türk Borçlar Kanununun 281. maddesinde yazılı sebeplerde dahil olmak üzere yalnız İcra Mahkemesinden şikayet yoluyla ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde istenebilir. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir şeklindeki düzenlemelerin icra hukuku ile sınırlı ve basit yargılamayı ve ihalenin hazırlanış ve ifası ile sonuçlandırması sırasında vuku bulan İcra Mahkemesinden şikayet yoluyla istenebilen fesihleri tanımlamaktadır. Bu çerçevede kalan bir soruşturma ve değerlendirmenin mülkiyet hakkının illetini teşkil eden nedenin varlığına yada yokluğuna delalet edemeyeceği kabul edilmelidir. Türk hukuk sisteminde, tapu kayıtlarının oluşumunda illilik prensibi esastır. İhalenin feshi isteğinin reddedilmiş olması keyfiyeti temelde yolsuz tescil nedenini ortadan kaldırmaz.
Eldeki davada yukarıda açıklanan iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçimi itibariyle, davanın, çekişme konusu taşınmaz kaydının davalı taraf adına oluşumunun illetten yoksun olduğu, bu nedenle yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu iddiasına dayalı olduğu açıktır. Bu tür davaların mülkiyet hakkına dayalı olarak her zaman açılabileceği de kuşkusuzdur.
O hâlde, davacının yolsuz tescil iddiası bakımından mahkemece gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan ve dava konusu taşınmazın icra takibi sırasında temlikine dair tasarrufun iptali davasında yargılamanın yenilenmesine dair davanın sonucunda verilecek hükmün bu davayı etkileyeceği gözetilmeden sonuca gidilmiş olması doğru değildir.
Hâl böyle olunca; .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/396 esas, 2014/564 karar sayılı kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 30.06.2015 tarih, 2015/5635 esas, 2015/9319 karar sayılı bozma ilamına konu edilen yargılamanın yenilenmesine dair dava dosyasının eldeki dava ile birlikte değerlendirilmesi, gerekirse sonucunun beklenmesi, davacının yolsuz tescil iddiası bakımından gerekli araştırma ve ve incelemenin yapılması, tarafların delillerinin eksiksiz toplanması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen hukukçu bilirkişi raporundaki açıklamalar dikkate alınarak ve noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy