MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davadan dolayı... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 25.03.2014 gün ve 2013/34 esas 2014/112 karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 16.12.2015 gün ve 12667-14693 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil olmazsa bedelin tahsili istemi ile açılmış, bilahere istek bedele hasredilmiştir.
Mahkemece bedel isteğinin kabulüne karar verilmiş, hüküm Dairece onanmış, davalılar ... karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden, mirasbırakan ....’nin kayden malik olduğu 64 parsel sayılı taşınmazın 2/4 payını uhdesinde bırakıp, ½’şer payını 09/11/1989 tarihli satış işlemi ile davalı oğulları ...’e temlik ettiği, çekişme konusu taşınmaz mirasbırakan ve davalı oğulları adına kayıtlı iken 19/02/1998 tarihinde 3.kişiler adına kayıtlı 61 parsel sayılı taşınmazla tevhit edilerek 251 parselin oluştuğu,....Noterliğinde 16/02/1999 tarih 6201 yevmiye nolu arsa sahipleri ve yüklenici arasında yapılan ek kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile mirasbırakan ve davalı oğullarına ikişer adet daire verileceğinin kararlaştırıldığı, çekişme konusu 251 parsel sayılı taşınmaz arsa vasfında olup, kat mülkiyeti veya kat irtifakının tesis edilmediği, mirasbırakanın 251 parsel sayılı taşınmazdaki 876/3528 payını 13/04/2001 tarihinde davalı ...’a, 453/3528 payını 04/12/2001 tarihli satış işlemi ile davalılar .... ve ...’a temlik ettiği, mirasbırakanın 27/01/2004 tarihinde öldüğü, geriye davacı çocukları ... davalı oğulları ...’yı bıraktığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (nitelikli-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve l.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere; görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 s. Türk Medeni Kanunu' nun (TMK) 706, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237 (818 s. Borçlar Kanunu'nun (BK) 213) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki kişisel ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, mirasbırakanın ½ payı davalılara temlikinden sonra üzerinde kalan ½ pay bakımından, bu paya isabet eden 2 dairenin satışından elde ettiği paradan davacı kızlarına 5.000-‘er TL verdiği hususu davacı kızlarının da kabulündedir. Dava dışı ... da 11/04/2006 tarihinde noterden düzenledikleri belge ile miras haklarından feragat etmişlerdir.
Bu somut olgular yukarıdaki ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde denkleştirmede eşitlik aranmayacağı gözetildiğinde, temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı yapılmadığı, mirasbırakanın denkleştirme amacı ile hareket ettiği sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Anılan bu hususlar, karar düzeltme isteği üzerine yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından; davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'un 440. maddesi uyarınca kabulüne, Dairenin 16/12/2015 tarih, 2014/12667 Esas, 2015/14693 Karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.