...
Taraflar arasında birleştirilerek görülen alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... 'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl ve birleşen davalar, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve muhdesat bedelinin tahsili isteğine ilişkindir.
Davacı – Birleşen davalı vekili, müvekkilinin çekişme konusu taşınmazı 28.02.2001 tarihinde harici satış sözleşmesi ile alarak üzerine dükkan yaptığını, davalı tarafın tapuda devir işlemlerini yapmadığı gibi dava konusu taşınmazı birleşen davalılara sattığını ileri sürerek 21.840,00 TL nin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının denkleştirici adalet gereği haklı sebep olmaksızın başkasının malvarlığından istifade ederek kendi malvarlığını arttıran kişinin elde ettiği kazanımı geri vermek zorunda olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, haksız müdahale olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle birleşen dava açısından hükmün ONANMASINA,
Asıl davaya gelince;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden çekişme konusu parselin asıl davanın davalısı ... adına kayıtlı olup, harici satış senediyle 42 m2 lik kısmın davacıya devredildiği, davacının taşınmazın üzerinde dükkan yapmak suretiyle tasarrufta bulunduğu, tarafların kabulünde olup davacının mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun Tazminat başlıklı 723. maddesine göre ‘Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür.’
./..
Bu yasal düzenleme karşısında davacı malzeme sahibinin de iyiniyetli olduğu gözetilerek dava konusu yapının talep nedeniyle sözleşme tarihi olan 28.02.2001 tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişilerce yapılacak inceleme sonucu hazırlanarak denetime elverişli bilirkişi raporu ile belirlenerek aynı tarihten itibaren yasal faiz uygulanması da gerekirken denetimi mümkün olmayan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacı-karşı davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy