MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla duruşma günü olarak saptanan 01.12.2015 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat ... ile temyiz edilen vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve akte aykırılık nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davalı bankanın dava dışı borçlular aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yaptığı takip neticesinde üzerinde fabrika binası bulunan takip borçlularına ait 434 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazları ihalede alacağına mahsuben satın aldığını ve davalı banka adına tescil edildiğini, davalı bankanın takip dosyası üzerinden tahliye talebinde bulunması üzerine yapılan tahliye işlemi sırasında borçlulara ait malların yediemin olarak şirket bekçisi Mahmut Balcı'ya bırakılarak kilidin değiştirildiğini, ancak tahliyenin yapılmadığını, çekişmeli taşınmazları davalı bankadan satın aldıklarını ve anahtarının teslim edildiğini, ancak satış ilanında çekişmeli taşınmazların kullanım durumunun boş olarak gösterildiği gibi davalı banka yetkililerinin tapudaki işlemin gerçekleşmesi ile birlikte yediemin'e teslim edilen malları da taşınmazlardan kaldıracaklarını bildirdikleri hâlde, taşınmazların boş olarak teslim edilmediğini, ihtarlara rağmen taşınmazların boşaltılmadığı gibi herhangi bir bedel de ödenmediğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine ve 5 aylık toplam 200.000,00 TL ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, çekişmeli taşınmazların boş olarak teslim edileceği yönünde davacıya bir taahhütte bulunulmadığını, mülkiyetinin ve anahtar tesliminin yapıldığını, önceki malikin eşyalarının taşınmazlardan tahliyesinin İcra İflas Kanununun 135. maddesi uyarınca davacının yükümlülüğünde olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların davalı tarafından davacıya kullanıma hazır şekilde tesliminin yapılmamış olduğu ve davacının taşınmazı kullanma imkanının bulunmadığı, dava konusu menkullerin hacizli olması nedeniyle davalı tarafından yapılan bir el atmadan bahsedilemeyeceği, davalının satıcının teslim borcu kapsamında taşınmazı teslim etmemiş olduğu bu durumda 14.12.2013-30.05.2013 tarihleri arasındaki dönem için hesaplanan bilirkişi raporuna atfen davacı zararının 137.500,00 TL olduğu gerekçesi ile davanın bu miktar üzerinden kabulü ile dava konusu taşınmazda bulunan eşyaların çıkarılmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriği, toplanan deliller ve noksanın tamamlanması suretiyle getirtilen belgelerden;davalı bankanın dava dışı kişi ... ve 6 şirket aleyhine... İcra Müdürlüğünün 2010/2193 sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yaptığı takip neticesinde üzerinde fabrika binası bulunan takip borçlusu ...'ye ait 434 ada 1 ve ... ne ait 2 parsel sayılı taşınmazları fabrika binasında bulunan menkullerden ari olarak 24.06.2011 tarihinde yapılan ihalede alacağına mahsuben satın aldığı ve taşınmazların 29.07.2011 tarihinde davalı banka adına yazıldığı, davalı bankanın takip dosyası üzerinden 10.02.2012 tarihinde tahliye talebinde bulunması üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 2010/3954 talimat sayılı dosyası üzerinden 17.09.2012 tarihinde yapılan tahliye işlemi sırasında fabrika binasındaki borçlulara ait malların yediemin olarak şirket bekçisi ...'ya bırakılarak kilidin değiştirildiği, davacının çekişmeli taşınmazları davalı bankadan 14.12.2012 tarihinde kayden satın aldığı, bankanın takip borçlularına ait ve yediemine bırakılan eşyaların alınması için yediemine ve borçlular vekiline muhtıra gönderilmesi hususunda takip dosyasında 18.12.2012 ve 24.12.2012 tarihlerinde talepte bulunduğu, davalının fabrika binasının anahtarını 28.12.2012 tarihinde davacıya teslim ettiği, davalının 28.12.2012 tarihli yediemin değişikliği talebinden aynı gün yediemin temin edemediğinden dolayı vazgeçtiği, davalı tarafından çekişmeli taşınmazların satışı esnasında satış ilanında taşınmazların (fabrika binasının) kullanım durumunun boş olarak gösterildiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 4 adet ( 10.01.2013, 22.01.2013, 14.03.2013 ve 23.05.2013 tanzim tarihli) ihtarname ile taşınmazların boşaltılması ve ecrimisil istendiği, bilahare davalı banka vekilinin talebi üzerine 24.01.2013 ve 05.02.2013 tarihli tahliye muhtıralarının gönderildiği, karar tarihinden sonra davacı tarafından davalı aleyhine anılan ilama dayalı olarak ... İcra Müdürlüğünün 2014/10191 E. sayılı takip dosyası üzerinden 05.11.2014 tarihinde yapılan icra takibi neticesinde 05.01.2015 tarihli haciz tutanağı ile ...'ye ait eşyaların fabrikadan çıkartıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki;davalının satış sözleşmesine aykırı davranması ( taşınmazları boş olarak teslim etmemesi) sonucu tazminatla sorumlu tutulması doğru olduğu gibi sorumluluğun (tazminatın) miktarının kira gelir kaybı üzerinden hükmedilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. Davalı vekilinin tazminata yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davalı vekilinin eşyaların çıkarılmasına (elatmanın önlenmesine) ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi davaları haksız eylem niteliğindeki elatmayı gerçekleştiren kişi veya kişiler aleyhine açılır .
Somut olayda; davaya konu fabrika binasında bulunan menkul eşyalar davalıya ait olmadığı (dava dışı borçlulara ait olduğu) gibi hacizli bulunmayıp yediemin sıfatıyla da davalıya teslim edilmemiştir. Diğer bir deyişle, davalının davacıya ait çaplı yerlere eylemli olarak müdahale etmediği sabittir.
Hâl böyle olunca; eşyaların çıkarılması (elatmanın önlenmesi) yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA,31.12.2014 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy