MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacılar, ortak mirasbırakan...'ın maliki olduğu 5 adet (108 ada 10, 130 ada 4, 131 ada 43, 136 ada 208 ve 139 ada 5 parsel sayılı) taşınmazı muvazaalı olarak ikinci eşi olan (davalıların anneler) ...'a 21.12.2005 tarihli satış aktiyle temlik ettiğini, davalıların murisi aleyhine muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/185 Esasına kayıtlı açtıkları tapu iptal ve tescil davasının kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini, ancak taşınmazlardan yararlanamadıklarını, 3 adet (108 ada 10, 131 ada 43 ve 136 ada 208 parsel sayılı) taşınmazdaki fındık mahsulü bedelini davalıların aldığını ve herhangi bir bedelde ödenmediğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine ve 2010 ila 2012 (25.04.2013 tarihli dilekçe ile birlikte 2007 ila 2010) dönemleri için 10.000,00 TL ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, zamanaşımı süresinin dolduğunu ve ıslah ile talep edilen ecrimisil dönemlerinin ayrı bir dava ile istenebileceğini, ecrimisil istenen dönemlerde fındık mahsulünü ...'ın topladığını, 2011 yılında davacı ... ile davalıların biraraya gelerek uzlaştığını ve harici-rızai taksim yapıldığını, bu anlaşmaya göre 10 ve 208 parseldeki fındık mahsulünü davalı ...'in, 43 parseldeki fındık mahsulünü davalılar ...'in, yine tarafların paydaşı olduğu 103 ada 41 parsel sayılı taşınmazdaki fındık mahsulünü de davacı ...'ün hakkı ile birlikte davacı ...'nin toplayacağının, 139 ada 5 parseldeki evi Baki'nin emekli oluncaya kadar davalı ...'nın emekli olduktan sonra ise ...'nin kullanacağının ve geçmişe yönelik istekte bulunmayacaklarının kararlaştırıldığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, 2 adet (130 ada 4 ve 139 ada 5 parsel sayılı ) taşınmazın davalılar tarafından kullanılmadığı gerekçesi ile davanın reddine; 3 adet (108 ada 10, 131 ada 43 ve 136 ada 208 parsel sayılı) taşınmaz yönünden dava tarihi itibariyle taşınmazları davalıların kullandığı (davacıların kullanımına izin vermedikleri) gerekçesi ile paya vaki elatmanın önlenmesine; ecrimisil istenen dönemlerde (2007 ila 2010 yıllarında) taşınmazlardaki fındık mahsulünün ... ve davalılar tarafından toplandığı gerekçesi ile davacıların miras payına hasren 2007-2010 dönemleri için hesaplanan bilirkişi raporuna atfen her bir davacı için 1.716,61 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline ilişkin olarak verilen karar Dairece "... elatma yönünden harç alınmadığı harç ikmali yapıldıktan sonra işin esası bakımından hüküm kurulması gerektiği" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda bozma ilamına atıf yapılarak gerekçesiz hüküm kurulmuştur.
Bilindiği üzere, Anayasanın 141/3. maddesi hükmü gereği bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 186. maddesine göre son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı Yasanın 297. maddesi uyarınca kararını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 294. madde de öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Hemen belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde hükmün kapsamının hangi hususları içereceği düzenlenmiş olup, aynı maddenin (c) fıkrasında ''Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerini'' içermesi gerektiği belirtilmiştir.Yargıtay denetiminin yapılması bakımından da yerel mahkemenin, kararında gerekçelerini açıkça göstermesi zorunludur.
Ne var ki; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında mahkemece yazılan kararın gerekçe içerdiğini söyleyebilme olanağı yoktur.
Hâl böyle olunca, 6100 sayılı HMK. nun 297/1-c maddesine uygun biçimde delillerin karar yerinde tartışılması, kabul ve red nedenlerinin gösterilmesi ve bu nedenlerin dayandığı yasa maddelerinin veya yerleşmiş içtihatlarının veyahut Daire ilkelerinin belirtilmesi gerekirken hiçbir gerekçe içermeyen yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.