MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAHİLİ DAVACILAR : KÜRŞAT ALSAT V.D.
DAVALILAR : ... V.D.
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 1032 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması ile oluşan 4614 ada 9 parsel sayılı taşınmazın adına tescil edilmesi gerekirken davalı adına tescil edildiğini, tescilin yolsuz olduğunu ve davalı ...’in muvazaalı olarak taşınmazı kızları davalılar ... ve ...'e devrettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile 4614 ada 9 parsel sayılı taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiş, 03.02.2014 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir.
Davalılar, zamanaşımı süresinin geçtiğini, 1032 parselin imar uygulaması sonucunda 17 ayrı parsele ayrıldığını, davacıya 10 adet taşınmaz verildiğini, davacının bu taşınmazları 3. kişilere devrettiğini, hakkından daha fazla taşınmaza sahip olmak istediğini, mirasçıların aralarında yaptığı rızai taksim ile 1032 parsel sayılı taşınmazın davalı ...’e kaldığını, diğer davalıların iyiniyetli olduklarını ve tapuya güven ilkesi gereğince taşınmazı devraldıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, tescilin yolsuz olduğu ve davalılar ... ile ...’in yolsuz tescili bilen kişiler oldukları gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 03.03.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan ... ve vekilleri Avukat ... ile temyiz edilen dahili davacılar vekili Avukat ... geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-K A R A R-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olması doğrudur. Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Ne var ki, davada alınması gereken harç kamu düzeni ile ilgili olup temyiz edeninin sıfatına bakılmaksızın resen gözetilmesi gereken hususlardandır.
Somut olayda, dava 75.000-TL değer gösterilerek açılmış olup, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri keşfen 151.406,80-TL olarak tespit edilmiştir. Bu durumda bilirkişi raporu ile tespit edilen değer üzerinden harca hükmedimesi gerekirken eksik harca karar verilmiş olması doğru değil ise de; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 4. bendi hükümden çıkarılarak, yerine "Alınması gereken 10.342,54-TL harçtan peşin alınan 1.113,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 9228,79-TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına," cümlesinin yazılmasına, davalılar vekilinin temyizi üzerine resen yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalılar vekili için 2.540.00. TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen dahili davacılardan alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 03/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.