(5543 S. K. Geç. m. 7) (İskan Kanunu Uygulama Yönetmeliği m. 6, 18)
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafça yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hâkimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, ... ilinde 2510 sayılı ...... Kanununa göre 24/08/1995 tarihinde ......... Mahalli ...... Komisyonunca hak sahibi yapılan ......... aileler bulunduğunu, anılan kanuna göre devlet memurları, kadrolu ve mevsimlik işçiler, ...’a kayıtlı olanlar, tüm ............ve tüccarlar veya ...... hayvancılık dışında herhangi bir işle uğraşanların hak sahibi olamayacaklarının düzenlendiğini, ...’da kaydı bulunan davalıların, 13/12/2011 tarih 2011/11 sayılı Mahalli ...... Komisyonu kararı ile hak sahipliğinin ve daha önce alınmış komisyon kararlarının iptaline karar verildiğini, ...... Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 18. maddesine göre, hak sahipliği iptal edilenlere verilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile ... adına tescilinin istenebileceğinin düzenlendiğini ileri sürerek davalılar adına kayıtlı 4106 ada 16 parsel sayılı taşınmazda bulunan 4 no’lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile ... adına tescilini istemiştir.
Davalılar vekili, ... 1. İdare Mahkemesinin 2012/427 esas sayılı dosyasında, tahsis kararının iptaline ilişkin idari işlemin iptalinin istenildiğini, dosyanın halen derdest olup bekletici mesele yapılması gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın tahsis işleminin yapılması sırasında açık hataya düşülmesi durumunda kararın her zaman idarece geri alınmasının mümkün olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ... ili ......... ilçesi Mahalli ...... Komisyonu’nun 24.08.1995 tarih ve 165 sayılı kararıyla mülga 2510 sayılı yasa uyarınca davalıların hak sahibi sayılmalarına karar verildiği ve buna dayalı olarak dava konusu 4106 ada 16 parsel sayılı taşınmazda bulunan 4 no’lu bağımsız bölümün 21/01/2011 tarihinde davalılar adına tahsisen tescil edildiği, bilahare Mahalli ...... Komisyonu’nun 13.12.2011 tarih ve 2011/11 sayılı kararıyla, 2510 sayılı ...... Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 6/B-6. maddesine aykırılık nedeniyle hak sahipliğinin ve daha önce alınmış 24.08.1995 tarih ve 1995/165 sayılı kararın iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı idare, davalıların mahalli ...... komisyonu karar tarihinden önce sigortalı çalıştıklarının tespiti nedeniyle hak sahipliği koşullarını taşımadıklarını ve bu nedenle hak sahipliğinin iptal edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Ne var ki; 12.07.2013 tarihinde kabul edilen 6495 sayılı Kanun ile 5543 sayılı ...... Kanununa eklenen Geçici 7. maddenin 3. fıkrasında "Mülga 2510 sayılı Kanuna göre hak sahibi olanların hak sahiplikleri herhangi bir koşul aranmaksızın bu Kanuna göre devam eder" hükmüne yer verilmek suretiyle yürürlükten kalkan 2510 sayılı kanun döneminde hak sahibi olanların hak sahipliklerinin herhangi bir koşul aranmaksızın devam edeceği vurgulanmıştır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı yanın yerinde görülen temyiz itirazlarının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 26.09.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy