MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vasisi, annesi ...’ın yaşlılığından ve hastalığından yararlanan davalının 456 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki annesinin paylarını çok düşük bir bedel ile adına tescilini sağladığını, ...’ın temlik tarihinde hukuki ehliyetinin bulunmadığını ve temlikin davalının hilesi ile yapıldığını ileri sürerek davalı adına kayıtlı tapunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, temlik tarihinde ...’ın fiil ehliyetini haiz olduğunu, resmi senette satış bedelinin düşük gösterildiğini, gerçek satış bedeli olarak 15.000 TL ‘nin davacıya ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ... Kurumu tarafından düzenlenen raporuna göre ...’ın temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 456 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 96/1248 payı davacı adına kayıtlı iken anılan payı 01.04.2011 tarihinde satış suretiyle davalı ...’ye temlik ettiği, yargılama sırasında ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.01.2012 tarihli, 2011/107 Esas – 2012/7 Karar sayılı ilamıyla davacının TMK.nun 405/1. maddesi gereğince kısıtlanarak oğlu ...’ın vasi tayin edildiği, ... Kurumu 4. İhtisas Kurulu’nun 17.11.2014 tarihli raporuna göre, davacının akit tarihi olan 01.04.2011 tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
... Kurumu 4. İhtisas Dairesinden alınan raporla ...’ın temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığı saptanarak davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davalının diğer temyiz itirazına gelince; bilindiği ve 4721 sayılı TMK’nun 462/8. maddesi hükmü gereğince vasi dava açmak için vesayet makamından izin almak zorundadır.Ne var ki somut olayda vasi davayı takip etmiş ise de vesayet makamından izin alınmamıştır.
Öte yandan, davacı tarafından davalıya 96/1248 pay temlik edildiği halde, mahkemece iptal hükmü kurulurken davalının 12.05.2011 tarihinde 3. kişilerden satın aldığı paylar ile taşınmazda bulunan kendi payları da iptal kapsamına alınarak, 7/13 payın tamamının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, öncelikle vasi tarafından dava açmaya yönelik olarak vesayet makamından alınacak husumete izin kararının temin edilmesi, bu noksanlık giderildikten sonra, davacının temlik ettiği pay üzerinden iptal -tescil kararı verilmesi gerekirken değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının değinilen yön itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy