MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kök mirasbırakan ...’ın ½ pay sahibi olduğu 479 parsel (yenileme ile 140 ada 18 parsel) sayılı taşınmazdaki 412/2400 payını davalı ...’ye, sonrasında Şevki'nin boşanma protokolü ile davalı ...'e, yine 788/2400 payını da davalı ...’e devrettiğini, yapılan devirlerin muvazaalı olduğunu, mirasçılardan ... ve ...'ın açtıkları Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/ 47Esas-2011/343Karar sayılı kesinleşmiş ilamında muvazaalı olarak mirasbırakan tarafından davalı ...'e temlik edildiği saptanan 788/2400 payın iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir.
Davalılar, kesin hüküm itirazında da bulunarak davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece; “...davacı kök muris ...’nın ...’e temlik ettiği 788/2400 payın iptalini istemiştir. ... ve...tarafından açılan dava bu pay yönünden kabul edilmiş ve kesinleşerek güçlü delil oluşturmuştur. Hal böyle olunca davalı ...’e devredilen 788/2400 payın muvazaalı olup olmadığı araştırılarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda muvazaa iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı ... tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hâkimi ...’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteği olup; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayanağı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı ...’ın bu yönlere değinen temyiz itirazlarının reddine.
Ne var ki; somut olayda, davacı vekili ile davalılardan Şevki arasında düzenlenen 28.01.2013 tarihli Sulh Anlaşması başlıklı belgeye göre eldeki davada davacının davalılardan yalnızca 238,55 TL yargılama gideri talep edeceği, bunun dışında vekalet ücreti vs. yargılama giderinin talep edilmeyeceği, diğer davalı ...’in de davayı kabul edeceği, buna ilişkin dilekçe dosya arasına alındıktan sonra tescil işlemlerinin yapılacağının bildirildiği, mahkemece, sözü edilen sulh anlaşması göz ardı edilerek davalılar aleyhine kararlaştırılan 238,55 TL yargılama giderinden fazlasına ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru değil ise de bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün yargılama giderlerine ilişkin 3. ve 4. fıkrasının çıkartılarak, yerine “Taraflar arasında düzenlenen 28.01.2013 tarihli sulh anlaşması göz önüne alınmak suretiyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinden 238,55 TL’lik kısmın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,” yine hükmün 5.fıkrasında yer alan “Davacı taraf vekille temsil edildiğinden, yürürlükteki A.A.Ü.Tarifesi 13/2 uyarınca hesaplanan (kabul edilen hissenin değeri olan 1.432,85 TL üzerinden) 1.432,85 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine,” yazılmasına,
Davalı ...’in değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 10/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.