MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1039 E., 2024/1442 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Almus Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/8 E., 2022/20 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalı ve murisi ...'nın hep birlikte ...'ın mirasçısı olduklarını, davaya konu taşınmazlarda ... mirasçısı olan müvekkillerinin de hakkı olmasına rağmen davalının babası ...'nın müvekkillerini yok saydırarak taşınmazları kendi adına kaydettirdiğini, sonrasında ise taşınmazları oğlu olan davalıya satış yapmak suretiyle devrettiğini, bundan dolayı müvekkillerin haklarının kaybolduğunu, davalı ile murisinin yapmış olduğu işlemlerin muvazaalı olup müvekkillerinden mal kaçırma amaç ve gayesi taşıdığını ileri sürerek Tokat ili, Almus ilçesi, ... köyü 115 ada 51 parsel, 170 ada 272 ve 311 parsel, 171 ada 105, 237 ve 323 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkillerin miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların iddiasının kadastro öncesi hukuki sebebe dayandığını, kadastro tutanaklarının 2008 yılında kesinleştiğini ve 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, dava konusu taşınmazlarda davacıların herhangi bir hakkı olmadığını, dava dilekçesinde muris muvazaasından bahsedilmiş ise de davacıların ve davalının murisi farklı olup davalıyla murisi ... arasında muvazaa olup olmadığı iddiası açısından davacıların davacı sıfatının olmadığını, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı ile murisi ... arasında muvazaalı işlem olmadığını, davalının muris ...'ın oğlu olup özellikle babasının yaşlılık döneminde bütün işlerini onun yaptığını, ayrıca babasının bakım ve gözetimini de yaptığını, bakım karşılığında dava konusu taşınmazları davalıya devrettiğini, karşılıksız herhangi bir işlem bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2021 tarihli ve 2020/146 Esas, 2021/79 Karar sayılı kararıyla; davanın kadastro öncesi nedene dayalı, kök muristen intikal hukuki sebepli tapu iptali ve tescil davası olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesine göre taşınmaz hakkındaki haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait kadastro tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanarak dava açılamayacağı, eldeki davanın da davaya konu taşınmazların kadastro tutanaklarının kesinleşmesinin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra açıldığı, her ne kadar davacı vekili tarafından davanın ketmi verese ve muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu ileri sürülmüş ise de somut olayda, gerçekte mirasçı olmasına rağmen mirasçılık sıfatı gizlenerek mirasın paylaştırılması ve intikalinin sağlanması durumunun gerçekleşmediği gerekçesiyle hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.12.2021 tarihli ve 2021/1001 Esas, 2021/1234 Karar sayılı kararıyla; davacıların öncelikle ... adına kadastro sırasında yapılan tespitin yanlış olduğunu aslında taşınmazların tarafların kök murisi ...'a ait olduğunu iddia etmelerine göre bu iddia açısından eldeki davanın öncelikle kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal-tescil davası olduğunun açık olduğu, ne var ki davacıların aynı zamanda tapu maliki ...'ın kadastro sonrasında taşınmazı mirasçılardan mal kaçırma amaçlı şekilde muvazaalı olarak davalıya sattığını da iddia ettikleri, kadastro öncesinde tapusuz olan taşınmazların taşınır vasfında olduğu kabul edildiğinden muvazaa iddiası dinlenemeyecek ise de kadastro sonrası yapılan satışın muvazaalı olduğu iddiası her zaman ileri sürülebilecek olup bu hususun hak düşürücü süreye tabi olmadığı, dolayısıyla eldeki davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davası ile birlikte davacılardan ... ve ...'ın ...'ın mirasçısı olduğu da nazara alındığında kadastro sonrası muris muvazaası hukuki nedenine, diğer davalılar açısından ise kadastro sonrası muvazaa hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olup bu taleplerin hak düşürücü süreye tabi olmadıkları halde davacılardan ... ve ...'ın kadastro sonrası muris muvazaası, diğer davacıların ise kadastro sonrası muvazaa hukuki nedenine dayalı davaları hakkında hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, hal böyle olunca; davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve kadastro sonrası muvazaa ve muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil taleplerinin ayrı hukuki sonuçlarının bulunması, ayrı bir inceleme ve araştırma gerektirmesi hususları nazara alındığında HMK'nın 166. maddesi gereğince bu iki davanın ayrılmasında hukuki yararın bulunduğu değerlendirilerek davacıların kadastro sonrası muvazaa ve muris muvazaasına dayanan davaları hakkında iddia ve savunmaları doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken tüm talepler açısından hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın Mahkemelerinin 2021/139 Esas sayılı dosyasında görülmekte iken, dava konusunun iki farklı hukuki sebebe dayalı olması ve her iki sebebin ayrı hukuki sonuçlarının bulunması nedeni ile kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davası açısından tefrik kararı verilerek eldeki dosyaya kaydı yapıldığı, davaya konu taşınmazların kadastro tutanaklarının incelenmesinde taşınmazların ilk olarak 16, 17, 18.01.2008 tarihlerinde ... adına tespit görerek 29.04.2008 tarihinde kesinleştiği, davanın kadastro öncesi nedene dayalı, kök muristen intikal hukuki sebepli tapu iptali ve tescil davası olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi uyarınca taşınmaz hakkındaki haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait kadastro tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanarak dava açılamayacağı, eldeki davanın, davaya konu taşınmazların kadastro tutanaklarının kesinleşmesinin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların çekişmeli taşınmazın kök murislerinden geldiğini ve taşınmazlarda miras payları oranında haklarını olduğunu öne sürerek Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra kadastro öncesi nedene dayalı olarak dava açtığı, davanın taşınmazların kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarih olan 29.04.2008 tarihinden itibaren on yıl geçtikten 17.11.2020 tarihinde açıldığı, Mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada eksik inceleme ve araştırma neticesinde hukuka aykırı karar verildiğini, kararın kaldırılması gerektiğini, davanın kabulü yerine ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davalı ve murisinin hep birlikte ...'ın mirasçısı olduklarını, davaya konu taşınmazlarda ... mirasçısı olan müvekkillerinin de hakkı olmasına rağmen davalının babası ...'nın müvekkillerini yok saydırarak taşınmazları kendi adına kaydettirdiğini, bundan dolayı müvekkillerin haklarının kaybolduğunu, davalı ile murisinin yapmış olduğu işlemler muvazaalı olup müvekkillerinden mal kaçırma amaç ve gayesi taşıdığını, zira taşınmazların ilk önce müvekkilleri yok sayılarak davalının murisi adına kaydettirildiğini, davalının murisinin ise belirtilen taşınmazları muvaazaalı bir şekilde davalı oğlu adına satış yapmak suretiyle devrettiğini, yapılan tüm işlemlerin muvazaalı ve mal kaçırma amacı ile yapıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu; Tokat ili, Almus ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 115 ada 51 parsel, 170 ada 272 parsel, 170 ada 31 parsel, 171 ada 105 parsel, 171 ada 237 parsel, 171 ada 323 parsel sayılı taşınmazların senetsizden ... adına tespit edildiği, kadastro tespitinin itiraz edilmeksizin 29.04.2008 tarihinde kesinleştiği ve ... adına tescil edildiği, eldeki davanın ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 16.11.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.