MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1449 E., 2024/2735 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/215 E., 2023/58 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-KARAR-
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu 1 89... parsel sayılı taşınmazdaki Hazinenin 48/120 payının Vakıflar Meclisinin 13.05.2013 tarihli kararı uyarınca davalı ... Kilisesi Vakfi adına tescil edildiğini, ancak 1952 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu 48/120 payın ölü ... adına yapılan tespite Hazinenin itirazı üzerine ek kadastro komisyon kararı ile ölü ... adına yapılan tespitin iptali ile Muhtelit Mübadele Komisyonunun 31. cetvel ve 4767 sayılı kararıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini, davalı vakıf adına idari yoldan yapılan tescilin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalı adına olan 48/120 payın iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili; dava konusu taşınmazın 48/120 hissesinin Vakıflar Meclisinin 13.05.2013 tarihli kararıyla davalı ... Kilisesi Vakfı adına tescil edildiğini, taşınmazın davalı Vakfın 1936 beyannamesinde bildirdiği taşınmazlardan olduğunu, tescilin Vakıflar Kanunu'nun geçici 11. maddesine uygun olarak yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmaz daha önceden nam-ı müstear adına iken 1936 beyannamesinde davalı vakıf tarafından bildirildiği, dava konusu 48/120 payın Vakıflar Kanunu'nun geçici 11/b maddesi uyarınca Vakıflar Meclisinin kararıyla davalı vakıf adına tesciline karar verildiği, 1936 beyannamesinde yer alan ve vakıflar meclisinin kararıyla davalı adına yapılan tescilin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmazın davalı vakfın tasarrufunda olduğu ve 1936 tarihli beyannamesinde yer aldığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ... icareli dava konusu 1 89... parsel sayılı 41... miktarlı "üstünde odası olan kargir dükkan" vasıflı taşınmazın çekişmeli 48/120 payının Kadastro Komisyon Kararı ile 02.04.1953 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, davalı Vakıf tarafından Vakıflar Genel Müdürlüğüne tescil başvurusu yapılması üzerine Vakıflar Meclisinin 13.05.2013 tarihli kararı ile dava konusu 48/120 payın Vakıflar Kanunu'nun geçici 11. maddesi uyarınca davalı ... adına tesciline karar verildiği ve 09.07.2013 tarihinde davalı vakıf adına tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere;
5737 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinde; “ Cemaat vakıflarının;
a) 1936 Beyannamelerinde kayıtlı olup, halen tasarruflarında bulunan nam-ı müstear veya nam-ı mevhumlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar,
b) 1936 Beyannamesinden sonra cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde, mal edinememe gerekçesiyle halen; Hazine veya Genel Müdürlük ya da vasiyet edenler veya bağışlayanlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onsekiz ay içinde müracaat edilmesi halinde Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescilleri yapılır.” hükmü ile yeni düzenlemeler getirilmiştir.
Kanun’un 22.08.20 11... sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesinde ise; “ Cemaat vakıflarının
a) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup malik hanesi açık olan taşınmazları,
b) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamulaştırma, satış ve trampa dışındaki nedenlerle Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, belediye ve il özel idaresi adına kayıtlı taşınmazları,
c) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamu kurumları adına tescilli olan mezarlıkları ve çeşmeleri, tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren oniki ay içinde müracaat edilmesi halinde, Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescil edilir.
Cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde, mal edinememe gerekçesiyle Hazine veya Genel Müdürlük adına tapuda kayıt edilen taşınmazlardan üçüncü şahıslar adına kayıtlı olanların Maliye Bakanlığınca tespit edilen rayiç değeri Hazine veya Genel Müdürlük tarafından ödenir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.
Şöyle ki; dava konusu taşınmaza ve komşu taşınmazlara ilişkin kadastro tutanaklarının, Hazinenin tespite itirazı üzerine tescile esas 1953 tarihli ek Kadastro Komisyon Kararının dosya arasında bulunmadığı gibi ... Müdürlüğünün denetim raporunda bahsedilen taşınmazın evveliyatına ait 29 Teşrini evvel 13 24... sayılı tapu kaydı ile 29.C.1271 tarih (sayfa) 9, (umum) 356 sayılı tapu kaydının, mülga Muhtelit Mübadele Komisyonunca 31. cetvelin 4767 sayısı ile çekişmeli payın Hazineye devredildiğine ilişkin kararın da dosyada bulunmadığı, yine bir kısmının fiilen yolda kaldığı anlaşılan taşınmaz hakkında kamulaştırma kararı olup olmadığı hususunda bir araştırma yapılmadığı, taşınmazın tüm paylarında “... icareli” olduğuna dair şerh bulunduğu halde bu hususun da Vakıflar Genel Müdürlüğünden sorulmadığı, diğer yandan dava konusu taşınmaz ile beyannamede belirtilen taşınmazın aynı yer olup olmadığının yeterince araştırılmadığı, davalı vakfın 1936 Beyannamesinde ... Divanyolunda bulunan birçok taşınmaz belirttiği halde birlikişi raporunda aynı taşınmaz olduğuna dair sadece "1936 beyannamesinde ... (... Caddesinde) bulunduğu kesin olarak tespit edilmiştir" şeklinde tespit yapıldığı ancak bu sonuca nasıl varıldığına dair denetime elverişli bir şekilde açıklamada bulunulmadığı, ayrıca dava konusu taşınmaz tapu kaydında 41... olduğu halde bilirkişi raporunda taşınmazın fiilen kapladığı alan olan 80... üzerinden değerinin tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; dava konusu 1 89... parsel sayılı taşınmaza ve komşu parsellere ( özellikle komşular 1 89... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9, 10 11, 12; 1 87... , 9, 12, 15 ) ilişkin tüm tedavül kayıtlarının, kadastro tutanaklarının (dayanak 29 Teşrini evvel 13 24... sayılı tapu kaydı ile 29.C.1271 tarih (sayfa) 9, (umum) 356 sayılı tapu kaydının, varsa vergi kaydı, harita ve krokisi ile birlikte), çekişmeli 48/120 payın Hazine adına tesciline esas 1953 tarihli ek Kadastro Komisyon Kararının, mülga Muhtelit Mübadele Komisyonu 31. cetvelin 4767 sayılı kararının dosyaya getirtilmesi, bir kısmının fiilen yolda kaldığı anlaşılan dava konusu taşınmaz hakkında kamulaştırma kararının bulunup bulunmadığının araştırılması, Vakıflar Genel Müdürlüğünden taşınmazdaki “... icareli” olduğuna ilişkin kaydın sorulması, bundan sonra mahallinde tekrar keşif yapılarak alanında uzman, öncekilerden farklı, içinde vakıf konusunda uzman bilirkişilerin de yer aldığı heyetten, dosyaya kazandırılan belgeler de uygulanmak ve değerlendirilmek suretiyle kayıtların dava konusu yere uyup uymadığının, komşu taşınmazların dava konusu yeri ne okuduğunun, 1936 Beyannamesinde belirtilen taşınmazla dava konusu taşınmazın aynı olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.