MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1538 E., 2024/1591 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2017/57 E., 2017/305 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma ilâmına uyarak verdiği karar asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; boşanmış ve çocuksuz ölen murisleri ...’ın maliki olduğu 3525, 435 ada 328, 418 ada 40 parsel sayılı taşınmazlar ile 8271 ada 13 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1, 2 ve 6 nolu bağımsız bölümleri mirastan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle davalıya temlik ettiğini, murisin hukuki işlem ehliyeti bulunmadığını, muris henüz sağ iken davalının 1 ve 6 nolu bağımsız bölümleri üçüncü kişiye sattığını ileri sürerek Bornova’da bulunan asıl dava konusu 435 ada 328 parsel sayılı taşınmaz ile 8271 ada 13 parselde bulunan 2 nolu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, olmadığı takdirde tenkis talep etmiştir.
2.Davacılar vekili birleştirilen dava dilekçesinde; asıl davada ileri sürülen nedenlerle Urla’da bulunan birleştirilen dava konusu 3525 parsel ile 418 ada 40 parsel sayılı taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, olmadığı takdirde tenkis talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleştirilen davalara cevap dilekçelerinde; davalının mirasçı olmadığını, murisle geçerli şekilde yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesi uyarınca bakım görevini yerine getirdiğini, saklı paylı mirasçı olmayan davacıların tenkis isteklerinin dinlenemeyeceğini, murisin mal kaçırma iradesiyle hareket etse idi bağış yoluyla temliki yapabileceğini, zira bu durumda davacıların böyle bir dava açma hakları olmayacağını, ancak hasta ve yaşlı olan murisin asıl amacının bakılmak olduğunu, murisin fiil ehliyeti bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2016 tarihli kararıyla; sözleşme tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu raporuyla anlaşıldığı, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle yapılan temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığı, saklı paylı mirasçı olmayan davacıların tenkis de isteyemeyecekleri gerekçeleriyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. KALDIRMA KARARI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Kaldırma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2017 tarihli kararıyla; Sağlık Kurulundan alınan rapor ile Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan rapor arasındaki görüşlerde, varsa çelişkilerin giderilmesi için Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınması gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrası Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2017 tarihli kararıyla; murisin sözleşme tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu Genel Kurul raporuyla da anlaşıldığı, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle davalıya yapılan temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığı, saklı paylı mirasçı olmayan davacıların tenkis de isteyemeyecekleri gerekçeleriyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Kaldırma Kararı ve Hüküm
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.03.2018 tarihli kararıyla; murisin bakım ihtiyaçlarının murisin sağlığında muristen alınan vekâletname ile avukat olan davalı tarafından bir kaç taşınmazının satılması suretiyle karşılanması bir yana oldukça değerli taşınmazların ve dolayısıyla murisin tüm malvarlığının ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya temlik edildiğinin anlaşıldığı, murisin daha azı ile bu bakımı gerçekleştirebileceği olgusu, devrin bakım borcunun karşılığını aşar miktarda ve hayatın olağan akışına aykırı oluşu ve yine (davalı tarafından da iddia edilen) muris ile davacıların arasının iyi olmadığı hususu göz önüne alındığında murisin gerçek amacının mirasçılardan mal kaçırmak olduğu, muvazaalı olarak ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile devirlerin yapıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile asıl davada 435 ada 328 parsel sayılı 154 metrekare yüz ölçümlü arsa vasfındaki taşınmazın, 8271 ada 13 parsel 192 metrekare yüz ölçümlü arsa vasfındaki taşınmazda bulunan mesken nitelikli 2 nolu bağımsız bölümün; birleşen davada 418 ada 40 parselde kayıtlı 6.271 metrekare yüz ölçümlü zeytin eşçarlı tarla vasfındaki taşınmazın, 3525 parsel sayılı 260 metrekare yüz ölçümlü arsa vasfındaki taşınmazın davalı adına olan tapu kayıtlarının veraset ilâmındaki miras payları oranında iptali ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. BOZMA KARARI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 16.03.2021 tarihli ve 2018/2742 Esas, 2021/1482 Karar sayılı kararı ile; Adli Tıp Kurumu raporlarıyla murisin işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğu, saklı paylı mirasçısı bulunmayan murisin bir kısım mirasçı kardeşi ve yeğenleri tarafından eldeki davanın açıldığı, 76 yaşında, tekerlekli sandalyeye mahkum olarak ve tek başına yaşayan murisin sözleşme tarihinden önce de kendisiyle ilgilenen davalıyla bakım sözleşmesi yapmakta haklı ve makul nedeninin bulunduğu, sözleşme tarihinden sonra muris ile bakım borçlusu davalının aynı evde yaşadıkları, murisin içinde bulunduğu koşullar nazara alındığında bakım ihtiyacı içinde olduğunun ve davalı tarafından bakım görevinin yerine getirildiğinin tartışmasız olduğu, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla hareket etmiş olsa idi, murisin dava konusu taşınmazları bağış yoluyla ya da ölüme bağlı tasarrufla davalıya temlik edebileceği, bu durumda saklı paylı mirasçı olmayan davacıların muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak eldeki davayı açamayacakları, ne var ki murisin ivazlı sözleşmelerden olan ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapmayı tercih ettiği, davacılarla ve dava dışı akrabaları ile iletişimi olmayan murisin davalıyı ise kızı gibi gördüğü, davalıyla sözleşme yapmaktaki amacı bakılmak olan murisin mal kaçırmak iradesiyle hareket ettiğinden söz edilemeyeceği, dava konusu taşınmazların davalıya temlikinin muvazaalı olmadığından asıl ve birleştirilen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin 02.03.2018 tarihli kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.06.2021 kararı ile önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
C.İkinci Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.05.2024 tarihli ve 2022/1-865 Esas, 2024/293 Karar sayılı kararı ile; davacı vekilinin dilekçesinde bahsedildiği, bir kısım davacı tanıklarınca da doğrulandığı ve Adli Tıp Kurumu ve diğer sağlık raporlarında belirtildiği üzere murisin sözleşmenin yapıldığı tarihte yetmiş altı yaşında ve yüz kilo ağırlığında olduğu, fiziksel durumu ve rahatsızlıkları nedeniyle kendi ihtiyaçlarını karşılayamadığı, kilosu ve rahatsızlığından ötürü ihtiyaçlarının kimi zaman üç dört kişi tarafından ancak sağlanabildiği, yemeklerinin en az bir buçuk iki saatte yedirilebildiği, özetle bu nevi hastalıkları olan yaşlı bir kişiye karşı bakım ihtiyacının yerine getirilmesi için diğerlerine oranla çok daha fazla efor ve güç sarfedilmesi gerektiği, dolayısıyla yetmiş altı yaşında, tekerlekli sandalyeye mahkum olarak ve tek başına yaşayan mirasbırakanın sözleşme tarihinden önce de kendisiyle ilgilenen davalıyla bakım sözleşmesi yapmakta haklı ve makul nedeninin bulunduğunun tartışmasız olduğu, murisin ivazlı bir sözleşme olan ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapmayı tercih ettiği, söz konusu temlikte mirasçıdan mal kaçırma iradesinin değil bakımını sağlama iradesini üstün tuttuğu, davalının da bakım borcunu yerine getirdiği, murisin içinde bulunduğu özel durum, bakım ihtiyacının ağırlığı ve devredilen taşınmazların niteliği gözetildiğinde; tüm taşınmazların devredilmiş olması sebebiyle makul sınırın aşıldığından da söz edilemeyeceği sonucuna varıldığından asıl ve birleştirilen davanın reddi gerektiği, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Ç. Bölge Adliye Mahkemesince Hukuk Genel Kurulu Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma ilâmındaki gerekçeler ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın dosya kapsamındaki deliller ve maddi olgular ile çeliştiğini, murisin tüm malvarlığını dava konusu ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle temlikinin mirastan mal kaçırma amaçlı olduğunu, murisin akit tarihinden sonra bakıma muhtaç hale geldiğini, davalının üzerine düşen bakım edimini yerine getirmediğini, murisin ehliyetsizliğinin sabit olduğunu, yapılan temlikin bakım borcunun karşılığını ve makul ölçüyü aştığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen kararın bozma ilâmına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ilâmına uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı, asıl dava yönünden 187,80 TL, birleştirilen dava yönünden 615,40 TL olmak üzere toplam 803,20 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden asıl ve birleştirilen davalarda davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.