MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/117 E., 2021/82 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Aybastı Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece dairemizin bozma kararına karşı direnilmiş, direnme kararının davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, Hukuk Genel Kurulunca, temyize konu kararın yeni hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle dosya Dairemize gönderilmiştir.
Dairemizce, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinledikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Ordu ili, Aybastı ilçesi, ... köyünde 2009 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında davacının babası olan muris ... oğlu ...’a ait tüm taşınmazların üvey anne davalı adına tespit ve tescil edildiğini, babasının gerek sağlığında gerekse de ölümünden sonra davacıya herhangi bir taşınmaz bırakmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; murisin sağlığında düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi yapmak suretiyle hisselerini damadı olan davalı ...’e sattığını, davalılardan ...’nin de hisse satın alarak bu taşınmazlara paydaş olduğunu ve payını davalı ...’e sattığını, böylece ...’in hem muris ...’ten hem de diğer davalı ...’den paylarını satın alarak malik olduğunu, ancak kadastro esnasında ...’in aldığı hisseler dikkate alınmaksızın taşınmazların tamamının davalı ... adına tespit gördüğünü, ...’nin bu yanlışlığı düzeltmek için dava konusu taşınmazları ...’e devrettiğini, mal kaçırma amacı taşımadığını, diğer müvekkileri tarafından da ...'e bedeli ödenmek suretiyle iyiniyetli şekilde taşınmazların devralındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.06.2016 tarihli ve 2015/21 Esas, 2016/162 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazların öncesinde muris ...'e ait olduğu, miras payı bulunan davacının iddiasını ispat ettiği ve açtığı davada haklı olduğu, dava açıldıktan sonra taşınmazlarda hisse devri yapılmış ise de bu satış işlemlerinin mal kaçırmaya yönelik muvaazalı işlemler olduğu, davacının dosyaya ibraz ettiği dayanak tapunun uygulanması sonucu dava konusu parselleri kapsadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 03.12.2019 tarihli ve 2016/12700 Esas, 2019/6204 Karar sayılı kararı ile; somut olayda, çekişme konusu taşınmazlar tapusuz olup kadastro tespiti sırasında muris tarafından bağış biçiminde davalı ...’ye temlik edildiği belirtilerek senetsizden ... adına tespit görmüş olduğundan 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yerinin bulunmadığı ve muris muvazaasına ilişkin iddianın dinlenemeyeceği, hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş; davacı vekilinin karar düzeltme isteği Dairemizin 04.06.2020 tarihli ve 2020/965 Esas, 2020/2278 Karar sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Mahkemenin 08.06.2021 tarihli ve 2020/117 Esas, 2021/82 Karar sayılı kararı ile; bozma öncesi yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin ortak anlatımlarından dava konusu taşınmazların evveliyatında muris ...'a ait olduğu ve davacı tarafça sunulan eski tapu kaydının 119 ada 93 parsel sayılı taşınmazı kapsadığının sabit olduğu, bununla birlikte bozma sonrası davacı tarafından dosyaya sunulan eski tarihli tapu kaydının dava konusu taşınmazlara uyup uymadığının tespit edilmesi amacıyla alınan bilirkişi raporuna göre 119 ada 93 no.lu parselin tapu kaydı kapsamında olduğu, 118 ada 4 parselin ise ilgili tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının anlaşıldığı, bu durumda dava konusu 119 ada 93 parsel sayılı taşınmaz bakımından bağışlama işleminin zilyetliğin devri ile gerçekleşemeyeceği, ancak dava konusu 118 ada 4 parsel sayılı taşınmazın bağışlama işleminin şekli bir koşula bağlı olmadığı, bu nedenle bağışlama iradesinin ayakta tutulması gerektiği gerekçesiyle 118 ada 4 parsel yönünden bozma kararına uyularak davanın reddine, 119 ada 93 parsel yönünden ise önceki karar gibi davanın kabulü suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.09.2023 tarihli ve 2021/10299 Esas, 2023/4652 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, Hukuk Genel Kurulunun 12.09.2024 tarihli ve 2023/1-890 Esas, 2024/423 Karar sayılı kararı ile; Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp değerlendirilmemiş yeni delillere ve bu yeni delillere göre oluşturulan gerekçeye dayalı olarak kurulan hükmün yeni hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili; murisle alakası olmayan tapulara dayanarak salt tapu varlığından söz edilip davanın kabulüne karar verildiğini, murise ait herhangi bir kök tapu kaydının bulunmadığını, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen direnme kararı verilmesinin doğru olmadığını belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1937 doğumlu muris ...’ın 04.03.2012 tarihinde ölümü ile geride mirasçı olarak ilk eşi ...’dan olma kızı davacı ... ile ikinci eşi davalı ... ve ...’den olma dava dışı kızı ...’nın kaldığı; temyize konu edilen çekişme konusu 119 ada 93 parsel sayılı taşınmazın, kadastro çalışması sonucu murisin zilyetliğinde iken ikinci eşi olan davalı ... ’a bağışlandığı belirtilerek davalı ... adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın davalı ... tarafından dava açıldıktan sonra 17.03.2015 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile damadı olan davalı ...’a, ... tarafından da 30.03.2015 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibarıyla nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada muris gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, konusu ve sonuç bölümü itibarıyla, murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır.
Dairemizce 02.12.2024 tarihinde yapılan geri çevirme sonucunda; davacının dayandığı 19.04.2001 tarihli, 11 sıra nolu tapu kaydı tüm tedavülleriyle dosya arasına getirtilmiş olup kayıtlarda yapılan incelemede, muris ... tarafından davalılara satış suretiyle yapılmış bir temlikin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dayanılan tapu kaydı sınırları itibarıyla dava konusu taşınmazı kapsamına alsa dahi, somut olayda 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulamayacağı tartışmasızdır.
Kabule göre, bozmadan sonra keşif ve usulünce tapu uygulaması yapılmaksızın bozma öncesi yapılan keşifte yer almayan bilirkişiye dosya üzerinden rapor düzenlettirilip, denetime elverişsiz, hüküm kurmaya yeterli olmayan rapora itibar edilerek sonuca gidilmesi de isabetsizdir.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın Aybastı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
24.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.