MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/268 E., 2024/853 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucunda ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan dava ve temyize konu 1 57... parsel sayılı 33.287,89 metrekare, 1 57... parsel sayılı 40.400,00 metrekare ve 1 57... parsel sayılı 66.650,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazlar, toprak tevzi çalışmaları sonucunda oluşturulan tapu kayıtları nedeniyle ayrı ayrı davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; bilahare 1 57... parsel sayılı taşınmazın hükmen ifrazıyla 1 57... ve 17 parsel sayılı taşınmazlar oluşmuş, 15.01.2020 tarihinde yapılan toplulaştırma işlemi sonucunda ise 1 57... parsel sayılı taşınmazın 17 79... parsel, 1 57... parsel sayılı taşınmazın 17 79... - 17 82... ve 6 parseller, 1 57... parselin hükmen ifrazından oluşan 1 57... parsel sayılı taşınmazın 17 79... parsel, 1 57... parsel sayılı taşınmazın ise 17 79... parsel sayılı taşınmazlara gittiği, 1 57... parsel sayılı taşınmazın ( yeni 17 79... parsel) önce dava dışı ... ... adına tescil edildiği, daha sonra 23.02.2010 tarihli satış işlemi ile dava dışı Adnan Erdoğan adına kayıtlı hale geldiği anlaşılmıştır.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu 1 54... ; 1 57... , 11... parsel sayılı taşınmazların davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, oysa taşınmazların müvekkilinin mirasbırakanı ...’den geldiğini, ...’in vefatı üzerine mirasçılarına, diğer mirasçıların da paylarını müvekkiline satması üzerine müvekkiline kaldığını, müvekkilinin taşınmazlarda eklemeli olarak 60 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyet olduğunu ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Bozma sonrası davacı ... vekili 10.10.2017 tarihli dilekçeyle; müvekkilinin dava konusu 1 57... , 11... parsel sayılı taşınmazlardaki haklarını dava dışı ...’e devrettiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca davaya müvekkili ... adına devam etmek istediklerini belirtmiştir.
Davalı Hazine vekili tarafından davaya cevap verilmemiş; davalı vekili duruşmalardaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemenin 12.02.2002 tarihli, 2001/102 Esas, 2002/69 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazların ilk zilyedinin davacının mirasbırakanı olan ... olduğu, ...’in ölümüyle yapılan taksimat sonucunda da davacıya düştüğü, davacının taşınmazlarda eklemeli olarak 60-70 yılın üzerinde zilyetliğinin bulunduğu ancak 1 57... , 11... parsel sayılı taşınmazların gayrisabit sınırlı olup mera parselinin sınırında bulundukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 1 54... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline, 1 57... , 11... parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak açılan davanın ise reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 14.11.2016 tarihli ve 2016/14441 Esas, 2016/9043 Karar sayılı kararı ile; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Hazine vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile 1 54... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükmün onanmasına; davacının 1 57... , 11... parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince, Mahkemece belirtmelik tutanağında Hazine adına tapu oluşmasına neden olan 2071 parsel numaralı taşınmaza uygulanan 1448 sayılı vergi kaydı miktar fazlası olup kayıt sınırının "hali" okuduğunun göz ardı edildiği, taşınmazların tespitine esas tapu kayıtlarının yöntemince uygulanıp kapsamlarının belirlenmediği, davacı yararına 3402 sayılı Yasa'nın 46/1 ve 14. madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarında yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğu belirtilerek açıklanan hususlarda araştırma ve inceleme yapılarak toplanan deliller uyarınca karar verilmesi gereğine değinilmek suretiyle karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 07.12.2021 tarihli ve 2017/68 Esas, 2021/774 Karar sayılı kararı ile; hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan araştırma ve inceleme sonucunda dosya kapsamına göre dava ve temyize konu 1 57... , 11... parsel sayılı taşınmazların mera özelliği göstermeyip özel mülkiyete konu yerlerden olduğu, taşınmazların evveli itibariyle ...’e ait olup ondan da ...’a kaldığı, taşınmazlarda davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14... . maddelerinde öngörülen koşulların oluştuğu, zilyetlik olgusunun dosya arasında bulunan teknik bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 57... parsel (toplulaştırma sonrası 17 79... ), 1 57... ve 12 parsel (toplulaştırma sonrası 17 79... ) sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, söz konusu kararın davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine bu kez Dairenin 09.11.2023 tarihli ve 2022/2202 Esas, 2023/6490 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı, bozma sonrası davacı ... vekilinin 10.10.2017 tarihli dilekçeyle; müvekkilinin dava konusu 1 57... , 11... parsel sayılı taşınmazlardaki haklarını dava dışı ...’e devrettiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca davaya müvekkili ... adına devam etmek istediklerini belirttiği, Mahkemece hem ..., hem de ...’in gerekçeli karar başlığında davacı sıfatıyla gösterildiği, ancak davacı ...’in dava konusu 1 57... , 11... parsel sayılı taşınmazlardaki haklarının dava dışı ...’e devrine ilişkin olarak herhangi bir gerekçe de gösterilmeksizin dava konusu taşınmazların hangi davacı adına tesciline karar verildiği açıkça belirtilmeksizin hüküm yerinde yalnızca “davacı adına tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmesinin isabetsiz olduğu, Mahkemece mülkiyetin nakline ilişkin Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddesi göz önünde bulundurulmak ve taşınmazın bulunduğu yerde yapılan toplulaştırma işlemine ilişkin evrak da dosya arasına alınmak suretiyle infaza elverişli hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda taşınmazların bulundukları yerde yapılan toplulaştırma işlemlerine ait evraklar dosya arasına alınarak toplulaştırma öncesi parsel numaraları ile toplulaştırma işlemi sonrası parsel numaraları ayrı ayrı gösterilerek hangi davacı adına tapuya kayıt ve tescil edileceği belirtilip infaza kabil şekilde hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi/köyü 1 57... parsel (Toplulaştırma işlemi ile ... Mahallesi 17 79... parsel), 1 57... parsel (Toplulaştırma işlemi ile ... Mahallesi 17 82... parsel, 17 82... parsel ve 17 79... parsel) ile 1 57... parsel (hükmen ifrazla ... Mahallesi 1 57... parsel (bu parsel de toplulaştırma işlemi ile ... Mahallesi 17 79... parsel) ile ... Mahallesi 1 57... parsel (bu parsel de toplulaştırma işlemi ile ... Mahallesi 17 79... parsel) sayılı taşınmazların davalı Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile, davacı ... (...`den devir alan) adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Ne var ki; Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de bozma kararlarına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, dosya kapsamında alınan 28.06.2021 tarihli jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda 1954 tarihli hava fotoğrafının incelendiği, 1954 yılında dava konusu taşınmazların tarla olarak işlendiği (imar-ihya edildiği), 1954 yılından sonra 2010 yılları arasında nasıl kullanıldığına ait fotoğraf olmadığı için bilinmediği bildirilmiş olup geoportal.harita.gov.tr adresinden yapılan sorgulamada dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 19 55... tarihli hava fotoğraflarının da olduğunun görüldüğü, bu hususların yeterince araştırılmadığı, çekişmeli taşınmazların niteliği ve üzerlerinde sürdürülen zilyetlikle edinim koşullarının davacı lehine oluşup oluşmadığının kesin olarak belirlenmediği anlaşılmakla bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, dava konusu 1 57... parsel sayılı taşınmazın ifrazından oluşan 1 57... parsel (toplulaştırma işlemi sonrası 17 79... parsel) sayılı taşınmazın dava dışı Adnan Erdoğan isimli şahıs adına kayıtlı olduğu gözetilmeksizin yazılı olduğu üzere karar verilmesi de doğru değildir.
Öte yandan; TBK'nın 183. maddesinde; “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez” şeklindeki düzenleme ile alacağın iradî devrinin mümkün olduğu durumlar hüküm altına alınmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki; taşınmazların devrine ilişkin kurallar kanun hükümleri ile belirlenerek, tapu müdürü veya tapu görevlileri tarafından tanzim edilecek şekil koşullarına bağlandığından, tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davalar sırasında, davacının, hukuk yargılamasında uygulanacak hükümlerin düzenlendiği HMK’nın 125/2. maddesine dayanarak dava konusu taşınmazdaki mülkiyet ya da aynî hakkını alacağın devri yoluyla üçüncü bir kişiye devretmesi olanağı bulunmamaktadır. TBK’nın 183. maddesine göre bir hakkın alacağın devri yoluyla üçüncü bir kişiye temliki için, işin niteliğinin buna engel olmaması gerekir. Bu tür davalarda, alacağın temliki yoluyla devri mümkün olan bir hak bulunmamaktadır. Herkese karşı ileri sürülebilen mutlak hak niteliğindeki aynî hakların bu şekilde devri mümkün olmadığından, temlik alanın mülkiyet hakkı sahibi davacının yerine geçerek taraf sıfatını kazandığından da söz edilemez. Aksi takdirde, davacı tapu kaydını henüz kendi adına geçirmeden, dava sırasında varlığını ileri sürdüğü mülkiyet hakkını alacağın temliki yoluyla temlik alana geçirmiş olacaktır. Ayrıca, maddi hukuka ilişkin kanun hükümleri kapsamında hakkın devri için resmî şekil koşulunun geçerlilik koşulu olarak öngörüldüğü bir konu hakkında, HMK’nın 125/2. maddesi ile bir istisna getirildiğini söylemek de isabetli olmayacaktır. Maddi hukuk kuralları kişilerin sahip oldukları hak, yetki, ödev ve borçları düzenlerken; usul kuralları, mahkemeler önündeki bir davanın çözüm yöntemi ve işleyişiyle ilgili şekli kuralları düzenlemekte, davaların belirlenen bu şekil, süre ve usullere uygun olarak çözümlenmesini hedeflemektedir. Bu nedenle maddi hukukun hüküm ve sonuç bağlamadığı olgulara, usul hukuku anlamında geçerlilik tanınarak aynî hakkın devredildiği kabul edilemez. Esasen dava konusunun devri, maddi hukuk düzeyinde ortaya çıkan değişikliklerin usul hukuku düzeyinde nasıl değerlendirilmesi gerektiğini belirleyen bir kurumdur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.11.2022 tarihli ve 2022/1-851 Esas, 2022/1557 Karar sayılı kararı)
Somut olayda; mahkemece davacı ...'in eldeki davada çekişmeli 1 57... , 11... parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklanan hakkını 10.10.2017 tarihli dilekçesi ile ...'e devrettiği belirtilerek ... hakkında hüküm kurulmak suretiyle yanılgıya düşülmüştür.
Hâl böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle; çekişmeli taşınmazlara ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi/mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle tevzi ve tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bulunan tüm hava fotoğrafları getirtilerek) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden istenmeli, çekişme konusu taşınmazların revizyon gördüğü taşınmazların kadastro tutanaklarının onaylı örnekleri getirtilmeli, bundan sonra, mahallinde elverdiğince yaşlı (taşınmazların tespitine esas tapu kayıtlarının oluşumundan öncesini bilebilecek yaşta), tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek aynı köy ve komşu köyler halkından ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, taşınmazın kim tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, çekişmeli taşınmazların dayanak kayıtları mahalli bilirkişiler aracılığı ile zemine uygulanarak kapsamları belirlenmeli; keşifte alınan beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmeli; ziraat bilirkişisi kurulundan çekişmeli taşınmazın önceki ve mevcut niteliğini, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve komşu parseller ile nasıl ayrıldığını açıklayıp tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden ve çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor istenmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine taşınmazı kapsayan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak dava konusu taşınmazı hava fotoğraflarında gösteren ve taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor düzenlettirilmeli; fen bilirkişisinden toprak tevzi paftası ile kadastro paftasını çakıştırmalı olarak gösteren, kayıt uygulamasını ve keşfi takibe elverişli rapor alınmalı, toplanan ve toplanacak deliller bir arada değerlendirilmeli ve varılacak sonuç çerçevesinde davacı ... hakkında bir hüküm kurulmalıdır.
Davalı Hazine vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.