MAHKEMESİ: Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/593 E., 2024/1343 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Alucra Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/70 E., 2024/20 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Çamoluk ilçesi, ... köyü, Köyiçi mevkiinde bulunan ve doğusu yol, batısı yol, kuzeyi 135 ada 6 parsel numaralı kendisine ait taşınmaz ve güneyi 2 numaralı taşınmaz ile çevrili taşınmazın kadastro tespiti sırasında tescil harici yol olarak bırakıldığını, tespitin gerçekçi ve doğru olmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde köye ait su arkı ve patika yol bulunmaktayken kendisine özel olarak aracının geçmesi için yol bıraktığını ve bırakılan o yolun köyle ve çevre parsel malikleri ile ilgi ve alakasının olmadığını, dava konusu ettikleri ve keşifte gösterecekleri taşınmazın kendisinin zilliyetlik ve tasarrufu altında bulunan arazi olup taşınmaz yol olmadığı halde hataya düşülerek umumi yol olarak tescil harici bırakıldığından olağanüstü zamanaşımı nedeniyle MK'nın 713. ve ilgili maddeleri gereğince adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... muhtarı ...; davacının iddialarının tamamen yersiz olduğunu, dava konusu yolun köy halkının kadimden beri kullandığı köy yolu olduğunu, davacının taşınmazından ayrılan bir yer olmayıp sınırları sabit bulunan bir yol olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; dava konusu yol olarak tescil harici bırakılan kısma ilişkin davacının, davasız ve aralıksız olarak en az yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla ekonomik amacına uygun zilyetliğinin bulunduğu, davacı yararına TMK’nın 713. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; eldeki davanın, kadastro sırasında yol olarak tescil harici bırakılan taşınmaz bölümüne yönelik tapusuz taşınmazın tescili isteğiyle açıldığı, 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesi gereğince, karar tarihi (2024 yılı) itibariyle miktar ve değeri 28.250,00 TL’yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, somut olayda, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 19.08.2022 tarihli ziraat bilirkişi raporunda dava konusu edilen ve fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 80,10 m2 yüz ölçümündeki tescil harici taşınmaz bölümünün çıplak arazi değerinin 2.072,19 TL, üzerindeki ağaçlarla birlikte toplam değerinin ise 14.240,53 TL olduğunun belirtildiği, çekişmeli taşınmaz bölümünün keşfen belirlenen değerinin HMK’nın 341/2. maddesi gereğince karar tarihinde yürürlükte olan 28.250,00 TL kesinlik sınırının altında kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalı Hazine temsilcisinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 341/2, 346 ve 352/1-b maddeleri gereğince miktar ve değer itibariyle kesinlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesi ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini, kararda her ne kadar kanun yolu açısında kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle istinaf başvuruları usulden reddedilmiş ise de verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, 3402 sayılı Kanun'a eklenen Ek-6 maddesinde açıkça belirtildiği üzere bu tür davalarda miktar ve değere bakılmaksızın istinaf ve temyiz kanun yolunun açık olduğunu, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu ve istinaf başvurularının incelenerek Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, ayrıca esasa ilişkin olarak ise davanın süresinde açılmadığını, Mahkemece gerekli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, dava konusu taşınmazın tümüyle Kanun'a ve usulüne uygun olarak yapılan kadastro çalışması sonucu yol vasfında olup tescil harici bırakıldığını, söz konusu yolun köylüler tarafından fiilen kullanıldığını ve burada bir kamu yararının söz konusu olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; Giresun ili, Çamoluk ilçesi, ... köyünde 2011 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu yerin yol olarak tescil harici bırakıldığı, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 19.08.2022 tarihli ziraat bilirkişi raporunda dava konusu edilen ve fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 80,10 m2 yüz ölçümündeki tescil harici taşınmaz bölümünün çıplak arazi değerinin 2.072,19 TL, üzerindeki ağaçlarla birlikte toplam değerinin ise 14.240,53 TL olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin “j” bendi gereğince temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.